26 Eylül 2017 Salı

Turkiye tatili :)

*** Yazin Turkiye'ye tatile gitmek isteyip de gidememis olan sevgili okuyucu, lutfen sen bu yaziyi okuma zira senden kufur yemek istemiyorum :)



Ayiptir soylemesi uzuuuun bir yaz tatili yaptik bu yil Turkiye'de.

Canim Istanbulum hosgeldin surprizimi hazirlamis, Ataturk Havalimani'na indigim gibi soktu gozume... Valiz trolleyi ile isim bitip de otoparkin icinde birakacak yer aradim 10 dakika kadar.. Bulunca da tam oraya bir arabanin park etmis oldugunu gordum, tam beni almaya gelmis abime "Boyle is mi olur, bu ne saygisizlik, trolley parkina arabasini birakip nasil gider sahibi, ben de trolleyi onun arabasinin arkasina birakirim, o ugrassin, yaptigi terbiyesizligin sonucuna katlansin" diye soylenirken otopark gorevlisi geldi ve ne oldu diye sordu. Ben ayni cumleleri ona kurarken "Adam ucagini kaciriyordu demek ki, sen de olsan sen de birakirdin oraya, gel gel vereyim 1 TLni de git" dedi bana. Vallahi hosgeldim!



Aslinda baya komik ve tatli bir memleket !

Mesela sehirlerarasi otobus soforunun  otobusu kullanirken telefonla konusmasi sonra da isi bir adim ileri goturup Whatsapp mesaji yazmasi!

12-13 yaslarindaki oglu annesine yardim olsun diye banttan valizi almak icin hamle yaparken annesinin "valiz cok agir, almaya calisma, belini sakatlarsin, seni oldururum" diye anne sevgisi ve koruma icgudusu dolu yuksek mantik cumlesini duymak..

Dalaman havaalaninda biz Havas otobusune binmek isterken yolumuzdan cevirip "4 yetiskin 1 cocuk binebilirsiniz, cocugu kucaga alin, polis yakalarsa ceza yazar, onu da siz odersiniz" diye bizi taksisine binmeye ikna etmeye calisan taksi soforu..

Kasada efendi efendi siramizi beklerken yandan yengec gibi kaynak yapan annem yasindaki teyze..

Sokakta, parkta yabancilarin Cinar'a dokunmasi, yanagindan makas almasi ve Cinar'in "anne o yabanci bana dokunamaz" diye ciyak ciyak aglamasi.. (Cocugum bu kulturel bir bozukluk, insanlar kendilerinde sana dokunma hakki goruyor, senin rahatsiz olacagini dusunmuyorlar, ben cocukken bana "seni yiyeyim mi" diyenlere, "beni yeme bok ye" diyen bir annenin cocugusun sen demedim tabi )

Aksam yarim saat taksi bekleyip benim arkamda bekleyen ve daha ne kadar bekleyecegi belli olmayan genc cocuga "isterseniz taksiyi paylasabiliriz" deyip taksiye beraber bindigimizde soforun "ikinizden ayri ucret alirim yalniz!" diye kendinden emin bir tavirla ayni guzergaha 2 kere ucret istemesi, diger yolcunun "tabi" demesi,  benim soforle tartismam uzerine diger yolcuyu da kendi indigim yerde indirip baska taksiye binmesini saglamam..

Baska bir taksi soforune bu olayi anlatip taksiciyi nereye sikayet edebilecegimi sordugumda "Yanniz hanfendu seytan ayrintida gizlidir, siz baska bir erkekle taksiye bindiginizde o taksiden inerken esiniz gorse, kim bu adam dese nasil aciklarsiniz" vaazina "benim kocam boyle bir sey soyleyecek kadar gerizekali bir adam degil" cevabini alip hala "ama hanfendu seytan ayrintida gizlidir, ya taksiye bindiginiz adamin karisi gorse" diye bana hala diskur cekmesi ve benim antitezlerim uzerine "adam katil olabilirdi" diye en vurucu sekilde beni ikna etme cabasi...

Valla bunlari baska yerde yasayamazsiniz, dedim ya cok komik memleket..

Ote yandan ailenle beraber olmak, kuzenlerin kavusmasi, torunlarin anneanne, babaanne, dede ile zaman gecirmeleri, en buyuk derdinin "bu aksam ne yesek" olmasi, arkadaslarinla bulusabilme imkani, cocuklari anneanne / babaanneye birakip alisverise, kuafore gidebilmek, abinle, annenle, kocanla basbasa tatile kacabilmek, ozledigin tum yemeklere kavusmak, butun anne yemeklerini tikabasa yiyebilmek, mis gibi deniz, her daim gunes, bayramda Turkiye'de olup tum sulale bir araya gelmek ve geleneksel bayram yemegini yiyebilmek, ozlediklerinle hasret gidermek, annemle geleneksel Beyazit-Eminonu turumu yapmak..Haftalarca bir elim yagda bir elim balda yasamak..
Yahu inanir misiniz Turkiye'de yaptirdigim manikur bir turlu bozulmuyor (elini hicbir seye surdurmeyen anne etkisi ) buraya donmeden yaptirdigim manikur de geldigimin 2.gunu heba oluyor :)




Tabi ki sayili gun (cok bile olsa) cabuk gecti ve geri donus zamani yaklasti. Donmeden bir hafta once bulustugum bir arkadasima sunu soylerken buldum kendimi "Gitme zamani geldi, yalnizliga geri donuyoruz iste".

Burda dolu dolu 2.5 yilimiz bitti, sosyal cevremiz var, gayet mutluyuz, kararimizdan hic pisman olmadik ama yine de bu yalnizlik hissi kalbimde sabit. Ya zamanla gececek ya da hep orda duracak, simdilik bilmiyorum..Uzun zamandir yurt disinda yasayan bir arkadasim "Bir sure sonra kendini ne oraya ait hissedeceksin ne de buraya, hep Araf'ta hissedeceksin" demisti.. Belki de o haklidir, kim bilir...

Sozun ozu; sevgili psikologlar size sesleniyorum, tatile ulkesine gidip geri donenler icin danisma hizmeti veriniz, iyi para kazanirsiniz, benden soylemesi ;)

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Gocmeyi planlayan anne - babalara...

En buyuk derdiniz cocugunuz degil mi?


Ne yapacak, nasil adapte olacak, gidecegi ulkenin dilini nasil ogrenecek, nasil arkadas edinecek, Turkiye'deki ailesinden, arkadaslarindan, okulundan nasil ayrilacak, dil bilmeden gittigi okulda hangi dersi nasil anlayacak da basarili olacak, basarisiz olursa bunalima mi girecek, Turkiye'deki hayatini cok mu ozleyecek, onu boyle bir yolculuga surukledigimiz icin bizi suclayacak mi yoksa aslinda onun iyiligi icin yaptigimizi anlayacak mi, gidecegi ulkenin dilini bilmiyor, gitmeden once ders mi aldirsak, ordaki derslerle ilgili kendi haline mi biraksak yoksa destek mi alsak, aslinda isin psikolojik boyutu cok zor, pedagoga mi gitsek??

Bu sorular durmadan sizin de zihninizde donuyor mu Sevgili Gocmeye Niyetli/ Kararli Anne Babalar?

Donuyor, biliyorum! Bu sorular biz gocmeye karar verdigimizde uykularimi kaciran, karnima agrilar sokan sorulardi!

Hele bir de biz tasinmadan 2-3 hafta once Demir'in vucudunda dokuntuler olunca "Cocuk icine atiyor, aslinda hic istemiyor da bize rol mu yapiyor acaba" diye iyice panige kapilmistim.

Gecmis 2.5 yillik okul / ev / sosyal hayat deneyimimize bakarak soyleyebilirim ki bu cocuk insanlari adaptasyon konusunda anne-baba insanlarindan daha becerikli.

Ben hala "Ay cumleyi yanlis kurmayayim, dilbilgisi kurallarina uyayim, aksanimi da duzgun tutayim" derken istedigim cumleyi kuramiyorum. Demir ise hic Ingilizce bilmedigi zamanlarda bile kafa goz yara yara, isaret dilini kullanarak ya da farkli anlatim yollari bularak sorununu cozuyordu. Bakiniz buraya geleli 15 gun olmus, Demir hic Ingilizce bilmiyor , disardayiz ve cisi geliyor. En yakindaki restorana dogru hamle yapiyorum, "sen gelme , ben hallederim" diyor. Yas 7, Ingilizce sifir, kendine guven tavan! Ben peki deyip restoranin camindan iceriyi gozluyorum, Demir garsona gidip bir sey soyluyor, garson anlamiyor, Demir tekrarliyor, garson guluyor ve Demir'e tuvalete kadar eslik ediyor. Demir geldiginde "Nasil anlattin, neden sana guldu garson" diyorum. Demir'den cevap : Toilet please dedim anlamadi, tekrarladim gene anlamadi, I am Turkish dedim beni tuvalete goturdu, sana hallederim demistim anne!"

Okula ilk basladigi gun kagida "aciktim, tuvalete gidebilir miyim, annemi arar misiniz" cumlelerini hem Ingilizce hem Turkce hem de Turkce okunuslu Ingilizce yazip cocugun cantasina koymustum (Ken ay go tu di toylit?) Mudure butun gun danismada beklemeyi teklif etmistim de bana garip garip bakmisti. Sonra Demir okuldan cikana kadar Ayhan'la evdeki masada onumuzde telefonlar tek kelime konusmadan garip bir ruh hali icinde beklemistik. Demir'i almaya gittigimizde yuzundeki rahat ve keyifli ifadeyle nasil rahatladigimizi anlatamam.

Burda 2 tam okul yili + 1 donem okula giden Demir'in okuldaki odul torenindeydik dun! Okulda ve okul disindaki gorev ve sorumluluklarini yerine getirdigi icin, okula uyum sagladigi icin aldi odulu..

E simdi ben gozumde yaslar, bogazimda dugumle cilginca alkislamayi hak etmiyor muyum Sevgili Okuyucu ! :)




Pedagoga gitmedi, buraya gelmeden once Ingilizce ders almadi, burda okula baslar baslamaz ekstra ders destegi almadi.

Buraya gelirken ve o her zorlandiginda soyledigimiz tek sey "Sen mutlu olmazsan donecegiz" idi ve bu konuda cok ciddiydik, Demir mutsuz olsaydi donecektik. Galiba bu onun kendisini daha iyi hissetmesine ve adaptasyonuna yardimci oldu.

Evet Turkiye'deki ailesini, arkadaslarini ozledi , ara ara cok agladi ama burayi da cok sevdi.

Simdi cok guzel bir aksanla cok iyi Ingilizce konusuyor (hatta benim aksanimi begenmiyor :)), bir suru arkadasi var, okulda gayet basarili..

Diyecegim o ki, su an soru isaretleriyle bogusan Sevgili Gocmeye Yakin Anne Babalar, sakin olun, cocugunuz sizden daha kolay adapte olacak hatta onun bu adaptasyon basarisi size ilham verecek..

11 Temmuz 2017 Salı

Bir okul yilinin daha sonuna gelirken...



Bir okul yilinin daha sonuna yaklastik Sevgili Okuyucu.. Ama nasil yaklastik bir sor!
21 Temmuz'da okullar kapanacak, artik gun sayiyoruz, saydikca da gecmiyor :)

Demir 5. sinifi, Cinar Nursery'yi bitiriyor. Demir'in Ingiliz okulunda 3.yili oldugu icin bir sorun yasamadik cok sukur. Zaten buraya geldigimizden beri en buyuk basariya o imza atti. 7 yasinda hic Ingilizce bilmeden okula baslayip, alisip, arkadas edinip, okula ve ortama uyum saglayip tam Ingiliz aksanli bir Ingilizce ogrendi, su an benim Ingilizcemi ve aksanimi begenmiyor :S

Ulke degistiriken anne babalarin en buyuk endisesi cocuklarinin dil ve adaptasyon sureci oluyor. Bizim esimle en kesin kararimiz "Demir mutsuz olursa geri doneriz" idi. Demir hepimizden daha guzel atlatti bu sureci, benim moralim bozuldugunda beni toparladi. Simdi Demir ile ilgili onumuzdeki surec Demir icin 7.sinifta baslayacagi secondary school karari ve basvurusu. Bu basli basina bir konu, ayrica yazacagim.

Gelelim Nursery'den Reception 'a gececek Cinar'a..

Burda cocuklar okul hayatina 3.5 yasinda basliyor. Once Nursery (bizdeki yuva) sonra Reception (anasinifi) ve 1,2,3,4,5,6. sinif boyunca ilkokula devam ediyor.

Nursery'de amac cocugun arkadas edinmesi, paylasmayi ogrenmesi, birlikte oyun oynamalari ve temel bilgileri edinmesi (sekiller, sayilar, renkler vs) . Cinar gibi Ingilizce bilmeden giden cocuklar da Ingilizce ogreniyor. Eylul'de sifir Ingilizceyle okula baslayan Cinar su anda gayet duzgun cumleler kuruyor ve bundan o kadar zevk aliyor ki benimle bile Ingilizce konusmaya calisiyor.

Nursery'nin amaclarindan biri de cocugun kendine guvenini gelistirmek. Sinifin duvarindaki bir posterde "ben cok ozelim, iyi biriyim, hata yapabilirim, hatalarimdan ders alirim" yaziyor.

Cinar gecen gun okulda sarki ogrendik deyip sunu soylemeye basladi:
I am special I am special
Look at me, you will see
Someone very special
It is me..

Simdi Turkiye'deki yuvalarda ne yapiliyor bilmiyorum ama ben yuvaya giderken hic boyle "ozelim, guzelim, iyiyim" sarkilari soylemiyorduk. Kendine guven asilayacak sarkilardan ziyade Kucuk Ayse'nin anne olmasi ile Kucuk Asker'in tufegini temizlemesi konulu hayatimiz boyunca bize cok faydali (!) olacak sarkilar ogreniyorduk :)

Bu yil Cinar'in okulda ogrendigi seylerden biri de tavuklarin yumurtlamasi ve civcivlerin yumurtadan cikmasi. Once bir uzman okula gelip anlatti ve sinifa kulucka sicakligini saglayan ozel bir makinada 10 yumurta birakti, cocuklar her gun yumurtalari gozlemlediler, sonunda 10 civciv de yumurtadan cikti. Cinar'in o gunku sevinci gormeye degerdi. "Anne butun chickler yumurtadan cikti, buyudukleri icin artik farm a gidiyorlar :)

                                20170516_114938.jpg görüntüleniyor

Siniflarinin arka tarafindaki bahcede Mud Kitchen var, lastik cizmelerini giyip camurla oynuyorlar, ilkbaharda cicek ekiyorlar. Su an cicek buyutmekle ilgili Cinar'in benden daha cok ilgisi ve bilgisi var.

Yil sonu gosterisi cocuklari yoran, sikan birsey degil, topu topu 20-25 dakika suruyor ve her cocuk esit oranda rol aliyor. Yegenimin yuvadaki yilsonu gosterisini hatirliyorum da, gosteri 2.5 saat surmustu ve 2.saatin sonunda 4 yasindaki yegenim sahnenin ortasinda yorgunluktan aglamaya baslamisti.

Cuma gunu yilsonu raporu geldi (okul kapanmadan 2 hafta once veriyorlar) , ogretmeni bir sayfa dolusu Cinar'in hangi konularda gelistigini, neleri sevdigini, karakter ozelliklerini yazmis. Her cocuk icin ayni uzunlukta rapor yaziyor, her cocugu ayri ayri ciddi bir sekilde gozlemliyor. Evde yavru canavar olan Cinar okulda vicdanli, sorumluluk almayi seven, hassas, kibar, iyi davranan bir cocukmus. (Itiraf ediyorum bana yanlislikla baska cocugun raporunu verdiler sandim!)  Ogretmeni onumuzdeki yil Cinar'in Reception'da gelisimini takip etmekten cok mutlu olacakmis.

Bir devlet okulunda bir cocugun bu kadar guzel gozlemlenip analiz edilmesi bence cok guzel bir sey , darisi butun cocuklarin basina..





25 Haziran 2017 Pazar

Nerde o eski bayramlar!


bayram sekeri ile ilgili görsel sonucu




Eskiden bu lafi duydugumda soyleyenin cok yasli oldugunu dusunurdum. Meger meselenin yastan baska seylerle de ilgisi varmis! Benim bayram ile ilgili sevdigim sey sevdiklerimle beraber olmak, birlik ve butunluk duygusunu hissetmekmis..

Benim ailem cok genis olmadigi icin bayram ziyareti ilk gun biterdi. Topu topu 13 kisilik sulalem rahmetli anneannemin evinde oglen yemeginde toplanir, bayramlasir, anneannemin klasik bayram menusu corba, buryan, pilaki, kadayifla tika basa doyar, kahvelerimizi icip ayrilirdik. Ikinci gun oglende de anneannemin kizkardesinde harika bir oglen yemegi yeyince bizim icin bayram biterdi.
Ne zaman ki Ayhan ile evlendim ve kalabalik sulalesiyle karsilastim, her ziyarette yarim saat gecirsek bile bayramin gunleri yetmez oldu ve bana yorucu gelmeye basladi.. Ah ahh nerden bilirdim o gunler sikayet ettigim seyi bugun cok ozleyecegimi!

Buraya ilk geldigimizde bayram kutlayamamanin beni etkileyecegini hic dusunmemistim. Ilk bayram sabahi etrafimda "iyi bayramlar" diyebilecegim kimseyi bulamayinca dank etti. Ben de bindigim otobusun Musluman oldugu elindeki yuzukten ve tipinden belli olan soforune iyi bayramlar dedim. (Gerci burda iyi bayramlar yerine Eid Mubarak diyorsun ki o da bana istedigim tatmini vermiyor, neyse buna da sukur..) Adam once buyuk bir saskinlikla bakip bana "Eid Mubarak" dedi ve yol boyunca bize bakip bakip gulumsedi :)

Tabi hemen burda bize ailemiz kadar yakin olan Turk arkadaslarimiza yapisip anneannemin bayram menusu esliginde bayrami kutladik da ben biraz toparlandim. Ilk bayram benim icin bogazimda bir yumruk, gozlerimde akmaya hazir yaslarla gecip ilk bayramin tokadini yiyince sonraki bayramlara daha hazirlikli ve saglam girer oldum.

Bugun yine ailemizden ayriyiz ve goruntulu gorusme ile bayram kutlamalarini yaptik ama bugun iyiyiz cunku Kurban Bayrami'ni Turkiye'de gecirmenin motivasyonu var..
Yenecem seni bayram konsepti!!

Ozellikle calisanlar icin bayram tatilleri cok kiymetli ve dinlenmek icin iyi bir firsat ama benden size tavsiye; aileniz yaninizdaysa, bayram yemegini birlikte yiyebileceginiz buyukleriniz varsa kiymetini bilin..Bir gun beraber kutlayamadiginizda eski bayramlari tatli bir huzunle anarsiniz..

Iyi bayramlar :)

16 Mayıs 2017 Salı

Anneler Gunu tesekkuru..

PhotoGrid_1494760174050.jpg görüntüleniyor



Buraya geldigimizden beri kutlama gunleri artti. Turkiye'deki ozel gunleri, bayramlari vs hala kutlarken bir de Christmas, Paskalya gibi buradaki ozel gunler de listeye eklendi. En sevdigim durum da Anneler Gunu'nu iki kere kutluyor olmak. Burda anneler gunu Mart'in son pazari, Turkiye'de ise Mayis'in ikinci pazari. Firsat bulmusken iki kere kutlamayayim da ne yapayim :)

Gectigimiz Pazar, Ayhan is gezisi icin Turkiye'deyken ve ben iki oglanla evdeyken anneler gunu benim icin bol bol muhasebe yaparak gecti.. Ayni anda Cinar ile oyun oynayip Demir'e odevinde yardim etmek de cabasi ;)

Haklarini odeyemeyecegim, cocuklari icin kendini ikinci plana atan, her tur fedakarligi yapan, kendini gormezden gelen, cocuklarini mutlu etmek icin sagligini hice sayan, anne ve kayinvalide kiligina girmis 2 tane super kahramanim var benim.. Onumdeki anne modeli bu olunca ister istemez oyle olmaliymisim, onlar gibi bir performans sergilemeliymisim gibi geliyordu ve cogunlukla da kendimi yetersiz hissediyordum. Zaman icinde her annenin ve annelik seklinin, onceliklerinin farkli olabildigini fark ettikce kendimi biraz daha rahat birakmaya basladim.

Ben -temel ihtiyaclar disinda- hicbir zaman hizmetli bir anne olmadim , cocuklarimin arkasini toplamayi hic sevmedim, mumkun olan en yakin zamanda kendi ihtiyaclarini karsilasinlar, kendi baslarinin caresine baksinlar istedim.

Hicbir zaman ogullarimin damat olusunu , kiz istemeye gitmeyi hayal etmedim. Demir dogdugunda "damatligini goresin" diyenlere bana kufur etmisler gibi ofkeyle baktim.

"Dokersin dur ben yedireyim"demedim, "dokersen temizle" dedim.

Tatile, geziye gideceksek bavullarini tek basima hazirlamadim, "gelin bakalim neleri giyecekseniz secin ben sadece valize yerlestiririm, bir sey unutursaniz sizin sorununuz" dedim.

Yemek yedikten sonra tabaklarini masada biraktiklarinda "tabaklar mutfaga hatta makineye" dedim.

Ikisi ayni anda bir sey istediginde ve ben yetisemedigimde sakin kalamayip sesimi yukselttim ve "insanim ben android degilim, ayni anda 3-5 komut alamam, bekleyin" dedim.

Ben cocuklarim doktor, muhendis, mimar olsun istemedim, MUTLU olsunlar istedim.

Sinav odakli bir egitim sisteminde yaris ati olmalarini istemedim.

Her disari ciktigimizda bir sey almak istediklerinde kizip (kocamin "3 ve 10 yasindaki cocuklara felsefe yapiyorsun" yorumlari altinda) aldiklari seyin kisa sureli ama deneyimlerin uzun sureli mutluluklar getirdigini anlatmaya calistim.

Ben cocuklarimin iyi niyetli, vicdanli, sevgi ve saygi dolu olmalarini istedim.

Cocugum kilo almasin diye en sevdigi seyi yemesine izin vermedim.

Yemegiyle oynayip mizmizlaniyorsa kendim yedirmekle ugrasmadim, "canin yemek istemiyorsa kalk ama bir sonraki ogune kadar hicbir sey yiyemezsin"dedim.

Ben cocuklari anneanneye/babaanneye birakip kocamla basbasa tatile gitmeyi sevdim.

Verdikleri kararlarin sonucuna katlanmayi bilsinler istedim..

Iste butun bunlari dusunurken Anneler Gununde sadece annelerime degil ogullarima da tesekkur etmem gerektigini fark ettim.

Benim koselerimi torpuledikleri icin, elimden gelenin en iyisini olmaya calismama yardim ettikleri icin, sinirlerimi sinamak suretiyle guclendirdikleri icin, sevme kapasitemin ne kadar genis oldugunu gosterdikleri icin, bir insana ayni anda hem cok kizip hem cok sevebilmenin nasil birsey oldugunu anlamami sagladiklari icin, ayni anne babadan bu kadar farkli karakterler olarak cikip beni olesiye sasirttiklari icin, bir sozleriyle beni yere vurup bir sozleriyle havaya ucurduklari icin..

En onemlisi ulke degistirmekte bana motivasyon olduklari icin.. Turkiye'deki  rahat duzenimi, konfor alanimi, dogru bildiklerimi, kaliplarimi birakmama vesile olduklari icin, Turkiye'deyken cok derinlere saldigim koklerimi sokmekte bana cesaret olduklari icin, sirf onlarin gelecegi daha iyi olacak dusuncesiyle beni bu derin denizin ortasina biraktiklari icin.. Ve ben bu denizde cirpindikca bogulmayayim diye can simitlerim olduklari icin...


Tesekkur ederim ogullarim.. Bu yolculukta yanimda oldugunuz icin...


25 Nisan 2017 Salı

Seviyorsan git konus bence ;)

IMG_20170414_220049_570.jpg görüntüleniyor



Aslinda bugun bambaska bir konuyu yazmak vardi aklimda. Bilgisayarimi alip bir kafede oturdum, yazmaya baslayacakken yanimdaki masada oturan  75-80 yas araligindaki ciftin konusmalari dikkatimi cekti..

Yazimizin konusu amca yaklasik yarim saat once geldi, kahvesini alip gazetesini okumaya basladi. Ben de tek basina oturacagini dusundum. Sonra bir teyze geldi ve karsisina oturdu. Amcaya ne yemek istedigini soyledi ve "siparisimi hatirlayabilecek misin" dedi. Amca "evet" derken teyze arkasindaki tezgaha bakarak siparisiyle ilgili amcaya yine birseyler soyledi. Amca duyamadigi icin bir elini kulagina dayayip umutsuz ama gulec bir yuzle "evet hayatim" dedi. Iste o "evet hayatim" beni bu yaziya getirdi.

75-80 yasinda olup hala hayatim, tatlim, canim, sevgilim, balim, askim diye konusan kimse taniyor musunuz?
Ben tanimiyorum.
Peki yine bu yasta olup el ele tutusan, sevgisini dile getiren, birbirinin gozunun icine sevgiyle bakan cift taniyor musunuz? Hayir mi? Peki bu kulturel birsey degilse ne?

Bizdeki, ozellikle bizden ust jenerasyonlardaki erkegin sorgusuz egemenligine, devamli kadindan hizmet beklemesine, kadin uzerinden egosunu sisirmesine karsin burda erkekler eslerine/ sevgililerine cok kibar davraniyor, her firsatta onore ediyor, deger veriyor, sorumluluklari paylasiyor. Ben bu duruma sasiriyorum, sasirdigimi gorunce de kendime kiziyorum. Demek ki ben de bizdeki durumu normal kabul etmisim.

Gecenlerde arkadasimiz Ingiliz bir cift bize yemege geldi, yaklasik 4 yildir birlikteler, beraber yasiyorlar. Yani bizim hesapla 3 yillik evliye denkler. Yemek boyunca sanki aylardir gorusmemis gibi sevgiyle birbirlerine baktilar ve durmadan gibi bize birbirlerini methettiler. Adam kadinin ne kadar guzel ve basarili oldugunu anlatip durdu. (Valla objektif bakiyorum, kadin sevimli ve tatli ama ortalama guzellikte.) Kadin desen durmadan adamin ne kadar muhtesem oldugundan bahsedip bize zirt pirt "ne kadar harika bir insan dimi" diye sordu.

Guzel algisi yaratan sevimli bacim, yahu size aileniz toplum icinde nasil davranacaginizi ogretmedi mi? Bu kadar cok sevgi gosterilir mi, ne ayip, hele de baskalarinin yaninda!! Bir de durmadan birbirine iltifatlar, bize sevgilisine dair methiyeler duzmeler.. Bilmez misiniz ki bizde iki universiteli sevgili metroda birbirlerine yakin durdular diye metroda anons yapildi, "hooopp gencler toplum icinde ahlakli davranin" diye. (Sevgi gostermeyi ahlaksizlik sayan mallarla cevrili etrafimiz!)
Ote yandan hadi seviyorsun. Tamam hobi olarak gene sev ama belli etme, neden, cunku belli edersen simarir, havaya girer, sana "kopek ceker" (Bakiniz kendine guvensiz egosu tavan yapmis insan gorunumlu ilkel davranisi!)

Yeni jenerasyon Turk erkekleri daha paylasimci, nispeten duygularini gosterebilen, onceki jenerasyonlara gore daha iyi ama bence hala degistirilecek cok kalip, torpulenecek cok ego var.
Mesela sevgiyi saklamamaktan, esini/ sevgilini takdir etmekten baslanabilir. Bence ister iliskinin disi tarafi ister erkek tarafi olun, sevginizi gostermekten, birbirinizi ovmekten, hislerinizi baskalariyla da paylasmaktan korkmayin anacim.  Esiniz/sevgiliniz sevgi gosteremiyorsa da siz azimle gosterin, zamanla o da ogrenir. Icimde kalip bana ask olacagina soyleyeyim sana ask olsun ayol!

Burdaki yaklasimi cok net ortaya koyan yukaridaki resmi bir restoranin duvarinda gordum de cektim. "Erkek olmak dogustan gelen birseydir, adam olmak yasla olan bir durumdur, beyefendi olmak ise bir secimdir"

Yani Eyyy Turk erkek anasi oglunu yetistirirken beyefendi olmasina, kizini yetistirirken de sadece beyefendileri hak eden bir hanimefendi olmasina dikkat et..


28 Mart 2017 Salı

Celebration forever!

celebration ile ilgili görsel sonucu






Ya bu Ingiliz kafasi cok enteresan ya da biz bireysel olarak kutlama konusunda kitiz.

Kutlama neden yapilir?  Dogum gunuyse, evlilik yildonumuyse, terfi aldiysan ve bunun gibi goze gorunur, dise dokunur sebeplerle yapilir. En azindan biz oyle yapiyoruz. Onu da biraz yapmis olmak icin yapiyoruz sanki. (Cuvaldiz miydi o?!)

Burda devamli bir kutlama hali var. Ekim basi gibi Halloween icin heyecan basliyor, o bitiyor Christmas'a 2 ay olmasina ragmen her yer susleniyor, insanlari Christmas heyecani sariyor.
Christmas bitince yaklasik 10 gun sakin geciyor sonra hoop 14 Subat icin ilanlar, reklamlar basliyor.
14 Subat ile Paskalya arasi acik oldugundan herhalde burda anneler gunu Mart'ta kutlaniyor. Gectigimiz pazar buranin anneler gunuydu mesela. Su anda Paskalya yaklasiyor diye her yerde susler, ilanlar vs. Devamli bir konu olsa da kutlasak havasi.. Yahu adamlar haftasonunun gelisini bile Persembe aksami icmeye baslayarak kutluyor !

Ayhan'in Ingiliz muduru bir sabah ise gelip onu tebrik ettiginde Ayhan bir anlam verememis ve neyi kutluyoruz demis. Adam "Burda ise baslamanin yildonumunu kutluyorum" demis. Ustune de bunu bu aksam ailece kutlamayacak misiniz demis. (Pardon bunu kutlayacak miydik?)

Birkac ay once de buraya gelisimizin 2.yilini kutlamak icin ailece ne yapacagimizi sormus. (Bunu da mi kutlayacaktik?!)

Demir yil sonu raporunu aldiginda ogretmenle gorusmeye gittim, kadinin ilk soyledigi "basarili adaptasyonu sebebiyle cocugunuzu kutlayin".

Bu kutlama daha dogrusu kutlamama durumu Turk aliskanligi mi yoksa bizim bireysel beceriksizligimiz mi bilemedim. Bu kutlama kafasi once cok sacma geldi. Niye kutlayalim ki, zaten olmasi gereken buydu, evet tasindik, yerlestik, alistik da bunda kutlayacak ne var ki.. Sonra fark ettim ki yaptigimiz seyi kutlamak aslinda onu tamamlamis olmak ve bundan keyif almak. Bir seyi sadece yapmak, becermek degil onu becerdigin icin kendine aferin de demek lazim. Kutlamayinca, takdir etmeyince sanki tablo eksik kaliyor ve hicbir seyi kutlamadan devam edince yeni bir sey yapmak cok da keyif vermiyor..

Ben cok sevdim bu kutlamali Ingiliz kafasini, tavsiye ederim..

Kutlayin anacim, korkmayin, hic acimayacak :)