30 Nisan 2019 Salı

Kültür Farkı Vol 9578346986385

Drawing of an British Gentleman and an tribal chief meeting and thinking "freak"




Kültür farkı üzerine sanırım on yüz bin milyon yazı yazabilirim. Yazmayayım diyorum hop bir şey oluveriyor ben de kendimi yazmaktan alıkoyamıyorum. 

Bu sefer konu İngiliz komşumla alakalı.

Komşum 80-85 yaş arasında, yalnız yaşayan, her sabah makyajını yapıp ev ayakkabılarını giyen, kendi alışverisini kendi yapan, arabasını kullanan, haftada bir gün charity shopta çalışan, printer, laptop,akıllı telefon gibi her türlü teknolojik icadı kullanan, evde tek başına televizyon karşısında kucağında tepsisi, elinde çatal bıçağıyla salatasını yiyen bir İngiliz.

Hoşuna gideni de gitmeyeni de açıkça söyleyen, arada İngiliz usulu alttan alttan laf dokunduran bir teyze. (Benim bahçıvan baya iyi, size de gelsin bir ara istersen, benim üst kattan bahçene baktım, biraz bakıma ihtiyacı var)  Bizim park yerimize arkadaşımız park etti diye (arkadaşımız olduğunu bilmeden) arabanın üstüne “burası özel otopark lütfen arabanızı çekin” notları yazan teyze.

Tanıştığımızdan beri Türkiye dönüşlerinde lokum ile, Christmas zamanı kart ve çikolata ile, evde değişik bir yemek yaptıysam bir tabak yemekle, içimden geldikçe de çiçekle kapısını çaldığım teyze.

Hiçbir Easter ve Christmas’ı atlamayan, iki çocuğuma ayrı ayrı çikolata, bize de kart getiren teyze..

Geçen perşembe  güzel güzel giyinmiş ve makyajini yapmış bir şekilde kapımı çaldı ve ertesi gün park yerimize oglunun arabasını park etmek için izin istedi. Oğlunun kendisini doktora götüreceğini söyledi. Neyin var, rutin kontrol mü derken meme kanseri deyiverdi. Donup kaldım, teşhis kondu mu dedim, ben öyle hissediyorum, yaşlı bir kadınım, daha ne kadar yaşayacağım ki dedi. Sesi titredi, gözleri doldu ve “Kocamın mezarını ziyarete gidiyorum” deyip ağladığını görmeyeyim diye arkasını dönüp hızlı hızlı gitti.

Aldı mı beni bir dert. Yaşlı ve yalnız kadın, bütün gün kurup kurup kendini daha da çok üzecek, ne yapsam, nasıl keyiflendirsem, akşam yemeğe mi çağırsam yoksa yalnız mı kalmak ister, sana geldim desem, dikkatini dağıtmak için sohbet etsem, ya şu anda kimseyi istemiyorsa, çiçek mi alsam, kültürel olarak yanlış anlaşılır mı, çikolata mi götürsem..

Türkiye’de olsam ne kadar kolay halbuki, bana derdini açtığına göre desteğe ihtiyaci vardır, yanında otururum, dikkatini dağıtacak muhabbetler açarım, korkularıyla ilgili konuşmak istiyorsa dinlerim, tavsiye istiyorsa veririm, doktor istiyorsa araştırırım, ağlarsa mendil veririm..

Birkaç saat düşündükten sonra şampanya almaya karar verdim. Akşam kapısını çaldığımda öğlen ağlayarak uzaklaşan komşumdan eser yoktu. “Bugün bana ne oldu da öyle davrandım hiç bilmiyorum, çok özür dilerim, şu an yaptığımdan çok utanç duyuyorum, ben mütevekkil bir kadınım (yazar cümlenin gelişinden mütevekkil dediğini anladı yoksa kelimenin İngilizcesini o vakte kadar  bilmiyordu) ne olacaksa olacak, büyütmeye ve sana bu şekilde yük olmaya hakkım yoktu" dedi.

Ben elimde şampanya ağzım açık kalakalıyordum  ki genlerimdeki duygularını dolu dolu yaşayan Türk şaha kalktı. Kültür farkı da bir yere kadardı!

Yahu dedim sen ne dediğinin farkında mısın, bir şeyden korkmuşsun, beni bunu paylaşabileceğin biri olarak görmüşsün, bunun için özür dilenir mi, utanılır mı. Hepimiz insaniz ve duygularımızı, korkularımızı paylaşmaya ihtiyaç duyarız,bunun neresi yanlış ki. Bizim kültürümüzde komşuluk akrabalık gibidir, sen bizim için sadece yan evde oturan teyze değilsin ki. Ayrıca komşuluğun benim için apayrı bir anlamı var. Ben doğduğum apartmandan gelin çıktım, 25 sene aynı insanlarla aynı apartmanda yasadım. Sokakta oyun oynarken susayınca 3.kata cikmak zor geldiği icin giriş kattaki komşuların kapısını calıp su isterdim ben. Bizim evdeki yasaklara kızıp nüfus cüzdanımı alıp “Ben artık onlarin kızı olucam” diye karsı komşumuz Nesrin Teyzemle Metin Amcama yerleşmişliğim var. Çocukken en harika ve özgün(!) bestelerimi Metin Amcama söylerdim ben. 4 yaşındayken gazeteyi baş aşağı tuttuğunda okuyabildiğimi fark edip koşa koşa anneme “senin bu kızın çok cadı, çok akıllı”deyişi hala gözümün önünde. Nesrin Teyzenin misafir günüyse akşama doğru kapısını çalıp “ben çok açım” derdim ben. Komşuluk böyle bir şeydi çünkü. Iyiyi de kötüyü de misafirden artan keki poğaçayı da paylaşmaktı. Okuldan geldiğimde annem evde olmasa da Ayse Teyze'ye gitsem, o da bana sosisli yapsa derdim. Benim ergenlik terelellilerimi Sibel Ablam sakinleştirirdi mesela. Universite sınavı zamanı hiç çözmek istemediğim testi Yusuf Abi ve Sibel Ablayla yarışarak hep beraber çözmüştük. Komşu degildi ki onlar, akrabadan yakındı. Simdi sen gelmiş özür diliyorsun, kusura bakma ben kültürüm gereği bunu anlayamıyorum. Sana bu şampanyayı getirdim ama bana bir söz vermeni istiyorum, bunu şimdi içme, doktor çok sağlıklı olduğunu söylediğinde kutlamak icin beraber içeceğiz dedim. 2 dakika önce kuyruğu dik tutan komşum birden bana sımsıkı sarılıp ağlamaya başladı.

Eeeeeyyy soğukkanlı ve duygu kontrolü konusunda uzman Ingiliz tavrı, seni bile dize getiririm Akdenizli kanımla!!

P.S. Cuma akşamı korka korka kapısını çaldım, dedi ki “Göğüslerim yarı yaşımdakilerinki kadar sağlıklıymış, önümüzdeki hafta bir akşam şampanyayı içmeye bekliyorum” . Bu hafta bir akşam komşumun sağlıklı memelerine kaldıracağız kadehleri J

 P.S.2 Bu yazıyı okursa Nesrin Teyzem ve Sibel Ablam ağlar, Metin Amcamın gözleri nemlenir, "Ah bu deli kız" der , Yusuf Abim de bunları hiç okumamış gibi yapar :) 

P.S.3 Bazı okurlardan Türkçe karakter kullanmadığım için okumakta zorluk çektikleri yorumu geldi. Ben de rahatsızdım ve Türkçe klavye indirip yazıdaki tüm Türkçe karakterleri tek tek düzelttim. Yazmam yarım saat, Türkçe karakterlere değiştirmem 2.5 saat sürdü. Affınıza sığınarak bir daha böyle bir çılgınlık yapamayacağımı belirtmek isterim. Çoluk çocuk yemek bekler ;)

1 Nisan 2019 Pazartesi

Ağzımızla içersek !


sarhoş ile ilgili görsel sonucu



Bu İngilizler pek de ağızlarıyla içmiyor.

Bir kere çok fazla içiyorlar, çoğunlukla aç karnına içiyorlar ve uzun süre içiyorlar. Genellikle Perşembe akşamı içiyorlar ki akşamdan kalma halleri ertesi gün ofiste geçsin. Tabi bu Cuma, Cumartesi içmelerine mani olmuyor. Annem burda oldugu için çocukları ona bırakıp sizler için gözlem yapmak amacıyla birkaç gece dışarı çıktım ( Yoksa kocamla başbaşa zaman geçirmek ya da arkadaşlarımla sosyalleşmek gibi amaçlarım yoktu :P ) Buyrun burdan okuyun..

Cuma günü Bank'e gidip de publardan sokaklara taşmış bir sürü insan görünce insanların güneşli hava sebebiyle dışarda olduklarını düşündüm meğer insanlar Cuma günü öğleden itibaren içmeye başlıyormuş. Cuma öğleden sonra ofise pek dönen / dönebilen olmuyormuş.

Genç ve toy olsalar içmeyi bilmiyorlar diyeceğim, koca koca adamlar kendilerini kaybedecek kadar çok içiyor. Cuma gece 11 civarı arkadaşlarımızla eve dönerken duvara tutunmaya çalışan, 55 yaş civarı bir adam gördük. Önce sarhoş mu acaba dedik, adam dizlerinin üstüne çökünce kalp krizi falan geçirdiğini düşündük. Yardım ister mi diye sorunca sarhoş olduğunu anladık. Taksi çevirip bindirsek dedik ama adamın yerden kalkacak hali olmadığı gibi secde pozisyonuna geçti. Ambulans çağırmayı düşündük ama uzun zamandır burda yaşayan bir arkadaşımız sarhoş olduğu için ambulans çağırırsak ambulansın bize çok kızacağını söyledi. Çaresizce ne yapacağımızı düşünürken yoldan geçen bir İngiliz spor hocası yardım edip edemeyeceğini sordu. Nasıl çaresiz gözüktüysek artık! Adama sarhoş olup olmadığını sordu ve yan yatmasını söyledi. Yardımsız ayağa kalkamazsa taksiler almazmış meğer. Bundan sonrasını ben hallederim siz gidebilirsiniz deyince sarılıp adamı öpesim geldi. Türkiye'de olsak beş dakikada çözebileceğimiz durum karşısında çaresiz kalmak gerçekten çok rahatsız ediciydi.

İşin ilginç yanı içseler de kendilerinden geçseler de kibarlıklarından birşey kaybetmemeleri.

Bir kız arkadaşımla yemek yerken bir adam yanımızdan geçerek tuvalete gitti. Daha akşam 8 olmasına rağmen amca (evet bu da  60 yaşlarındaydı) yalpalayarak yürüyordu. Biz arkadaşımla '' Daha bu saatte bitmiş amca'' derken amca tuvaletten döndü ve bir şeyler söyledi. Dili o kadar çok dolanıyordu ki hiçbir şey anlamadık. Bir süre daha yanımızda dikilip  konuşmaya devam etti. Meğer bize şarap ısmarlamak istiyormuş. İstemediğimizi söyleyince  bizi rahatsız ettiği için çok samimi bir şekilde özür dileyerek yanımızdan ayrıldı. E ama ben buna hiç alışık değildim ki! Türkiye'de olsak yüksek ihtimalle bize yaklaşan sarhoş adam ısrar eder, keyfimizi kaçırır, başımızda (!) erkek olmadığı için bizi rahatsız etmeyi hak görürdü. Ne de olsa kadın hayır diyorsa aslında belki diyordur diye saçma bir inanış vardı!

Başka bir gece saat 12 civarı Ayhan ile bindiğimiz otobüse bu sefer 65 yaşlarında biri bindi. Otobüsün daracık koridorunda kavisler çizerek bir koltuğa oturmayı başardı. İneceği durağa geldiğinde şoföre teşekkür edip iyi geceler dileyerek indi. Otobüsten indiğinde hala düz yürüyemiyordu ama bu halde bile nezaketinden vazgeçmiyordu.

Adamlara parmak sallayıp :

''Sizin yaşınızdakiler dede olmuş, torun tombalak büyütüyor siz hala publarda barlarda!''
''Hem sizin şekeriniz tansiyonunuz yok mu!''
''Yaşıtların yazlığının bahçesine domates, biber dikiyor sen hala alkol peşinde!''
''İçki şişede durduğu gibi durmaz!''
''Alkol kötülüklerin anasıdır!''
''50 yaşında içip içip sapıtacağına evinde efendi efendi otursana!''
''Ağzımızla içersek!'' diyesim geldi ama o kibarlıklarının hatrına hepsini içime attım.

 Cheers!

26 Mart 2019 Salı

Kutlama, takdir, iltifat, elestiri..

applause ile ilgili görsel sonucu

En son neyi kutladiniz? Ne siklikta kutlama yapiyorsunuz? Neleri kutluyorsunuz?
En son neyi/ kimi hangi konuda takdir ettiniz?
En son kime iltifat ettiniz?
Kutlama, takdir ve iltifatta mi yoksa elestiride mi daha comertsiniz?

Bu sorulara 60 saniye icinde cevap verebildiyseniz lutfen tebriklerimi kabul edin ve siradaki soruyla devam edin.

Takdir, kutlama, iltifat, elestiri kulturel aliskanliklar mi yoksa tamamen kisisel mi?


Kutlama

Benim bu konuda ciddi bir beceriksizligim var. Isin acisi Ingiltere'ye tasinana kadar bunun farkinda bile degildim. Bir hedefe ulasilmasi gerekiyorsa o hedefe ulasana kadar tum gucumu kullanir istedigim sonuca ulasinca da "zaten boyle olmasi gerekiyordu, takdir edecek, kutlayacak ne var ki" derdim. Hatta derdik. (Kocam da benim gibi arizali bu konuda :)
Ne zaman ki burda yasamaya basladik insanlarin herseyi kutladigini gordum. Once cok anlamsiz geldi, sonra sorgulamaya basladim, sonunda da benim bu konuda ciddi bir eksigim oldugunu fark ettim.  Christmas, Paskalya, Anneler Gunu, Babalar Gunu, Halloween, mac donemi derken butun yil birseyleri kutlayarak geciyor. Kirtasiyelerde sadece kutlamalar icin ayri kart bolumleri var. Kutlamalarda verilmek uzere ozel cikolata (Celebrations) bile yapmis adamlar.
Dun aksam Ayhan son 6 ay icinde kutlama yapmamiz gerekip de kutlamadigimiz 9 farkli konuyu listeleyince kendimizi bu konuda egitmemiz gerektigimize iyice ikna olduk.

Takdir

Buraya tasindiktan sonra burdaki insanlar "Iki cocukla sifirdan is kurarak ulke ve hayat mi degistirdiniz, bravo", Turkiye'deki arkadaslarim  "Siz ne basardiginizin farkinda misiniz?" demeye basladi. "Yahu bunda buyutecek ne var ki, amacimiz goc edip duzeni oturtmakti, zorlandik ama oldu iste"derken buldum kendimi. Hadi ben kendimi takdir edemiyorum, bari baskalari takdir ettiginde farkina varayim, I-ih!
Ben ulke ve hayat degistirmeyi takdir etmezken bir baktim burda insanlar en ufak seyi bile takdir ediyor.
Direksiyon hocam doner kavsaktan dogru sekilde dondugum icin arabada konfeti patlatacakti nerdeyse. Yahu ben Turkiye'de 15 senedir araba kullaniyordum zaten, araba kullanmayi bilmiyor degilim ki, simdi  dogru dondum diye bu kadar tezahurata ne gerek var :) Hayir bunu bu kadar takdir ediyorsa direksiyon sinavini gecince ne yapacak acaba diye dusunmedim degil (neyse ki o kismini cok abartmadi, 15 dakika boyunca 30 kere aferin, cok iyiydi, basardin, becerdin, tebrikler dedi durdu :)


Iltifat

En comert olduklari konulardan biri iltifat ve yureklendirici sozler.
Okuldan Ingiliz bir veli "Your English is exceptional" dediginde saka yaptigini dusunmustum. Anadilim olmayan bir dili nasil exceptional konusabilirdim ki! Ingilizce'de tecahul-i arif ya da tesbih-i belig yapamadigim surece o Ingilizce "exceptional" olamaz ki!
Cocuklari daha da cok takdir ediyorlar ve bas laflari "Well done" ve "Good Boy/Girl". Gerci bizim "affffeeerrriiinnn annesinin akilli, tatli, balli kuzusuna," sicakliginda degil ama en azindan frekansi yuksek :) Az once Cinar iki tekerlekli bisiklete biniyor diye yanindan gecen teyze "Aferin sana, harika biniyorsun" dedi mesela, bunu duyan Cinar daha da sevkle bindi bisikletine.

Elestiri

Ozellikle ogretmenlerin tutumlarini gordukce hala cok sasiriyorum. Elestirmek ya da negatif bir sey soylemek yerine hep pozitifin altini ciziyorlar.
Gecen hafta Cinar'in sinif gezisi vardi. Istasyonda beklerken (evet cocuklar geziye ozel servislerle degil toplu tasima ile goturuluyor) cocuklar baska bir trene el sallayip bagirarak gurultu yaptilar (zaten tren istasyonundayiz, gurultulu bir yer, cocuklar eglendi, bagirdi, ne var ki bunda). Tren gittikten sonra ogretmen gayet sakin bir tonda "Trenimizi beklerken sizden beklenen davranis nedir" diye sordu. 5 yasindaki cocuklar parmak kaldirarak soz aldi ve "sessizce beklemek, el sallamak, ziplamamak, bagirmamak" dediler. Ogretmen "Bir sonraki tren gecerken beklenen davranisi sergilemenizi bekliyorum"dedi. Sonraki tren gecerken cocuklar gayet sakin kaldilar, bagirmadilar, kibar kibar el salladilar. Ogretmen "Beklenen davranisi gosterdiginiz icin aferin" dedi. Cocuklar magrur magrur gulumserken biz iki veli, ogretmeni bize cocuk egitimi konusunda ders vermesi konusunda ikna etmeye calisiyorduk :)

Neyse, izninizle ben listemdeki 9 maddeden birkacini kutlamaya gidiyorum, sizlere de kutlama, takdir, iltifatta bolluk, elestiride yokluk icinde oldugunuz gunler diliyorum :))


1 Şubat 2019 Cuma

Gocen cocuklarin degisen aliskanliklari Vol 1:Yemek!

**Yazar Turkce'nin nadide mubalaga sanatindan yararlanmistir, cok da sey etmeyin :)

Yaklasin Turk analari, isyandayim! Gocunce insan bir suru aliskanligini bazen isteyerek bazen de istemeyerek degistiriyor. Yetiskinler olarak yillar icinde bir suru aliskanlik gelistiriyoruz da cocuklara ne demeli. Su dunya uzerinde topu topu 5-10 sene gecirmissin  ne ara ne aliskanligi gelistirdin de simdi onu degistiriyorsun sayin kucuk insan!

Isyanin kime diyeceksiniz, isyanim burdaki beslenme aliskanliklari sebebi ile cocuklarimin degisen yeme aliskanliklarina. Ben Turk anasiyim kardesim, genetik kodumda cocugumu beslemek diye birsey var. O cocuk dengeli beslenecek, saglikli buyuyecek. Serbest gezen tavuklarin yumurtasini' eennnnn organik urunleri, en taze sebzeyi, meyveyi, en hijyenik kosullarda yiyecek! O salata yarim saat sirkeli suda bekleyecek. Her gun sebze, meyve, yumurta, tavuk, et tuketilecek! Ve tabii o tabak bitecek!! Bitirmezse yemekler arkasindan aglayacak!!!

Saka bir yana yemek konusunda pek takintili olmasam da cocuklar ek gidaya gectiginde yemekleri konusunda dikkatliydim. Iki cocugum da evde yapilmis et suyundan mamul taze yapilmis sebze corbasi, anneanne yapimi tarhana ve evde mayalanmis yogurtla buyudu. Ingiltere'ye tasindigimizda kucuk oglum daha 17 aylikti ve hala sebze corbasi yiyordu. O yuzden gelirken yanimda getirdigim en onemli esyalar el blenderi ve yemek tasima termosuydu. Bir gun otobuste giderken bir Ingiliz annesinin Cinar ile ayni yastaki cocuguna verdigi yemek benim hayatin anlamini sorgulamama sebep oldu! Tam oglen saati, Cinar acikti, ben oyun grubundan cikmis haldir haldir eve yetismeye calisiyorum, otobuste Cinar'in pusetinin yaninda bir puset daha var, cocuk Cinar ile ayni yaslarda. Annesi "aciktiysan oglen yemegini vereyim" dedi. Cocuk da evet anlaminda kafa salladi. Benim aklimdan "Kadin sebze corbasini evde isitip yola cikmis demek, otobus giderken yedirmek zor olacak simdi, helal olsun kadina, acaba yogurdu nasil yedirecek" sorulari gecerken kadin cocugun eline icinde 5 evet BES, yaziyla da bes rakamla da 5 tane! marketten alinmis hazir ravioli verdi. Saf ben hala kendi kendime "Bu baslangic herhalde, ana yemek olarak sebze verecek" derken cocuk raviolileri bitirdi. Annesi de oglen yemegin bitti deyip kutuyu kaldirdi. Iste o an o yavruyu pusetinden koparip bagrima basip "Annneeemmmm, yavvruuummm, acsin sennnn, gel ben seni sebze corbalariyla, ev yapimi yogurtlarla, taze sagilmis sutlerle besleyeyimmm" diye feveran edesim geldi!

Yahu atistirma ogunu diye meyveyi kesip soyup yanina alan anayim ben, sen cocuguna cips veriyorsun sayin Ingiliz anasi. Sonra benim cocugum senin yuzunden isyan cikarip cips istiyor.

Cinar'in Ingiliz bir arkadasinin annesi okul sonrasi oglen yemegine davet etti bir gun. Gittik, oglen yemegi diye 3.5 yasindaki cocuklarin onune peynirli sandvic, paketinden ciktigi gibi, yikanmamis domates ve salatalik koydu kadin. Cinar'a yeme desem bir turlu, kadina niye yikamiyorsun desem bir turlu. Allahtan icerden cocugu cagirdi da kadinin gitmesinden faydalanip sebzeleri yikadim. Kadin anlamasin diye kagit havluyla kuruladim da yavrular temiz sebzeler yiyebildi! Kadin geri dondugunde beni elimde kocaman kagit havluyu nereye atacagim diye bakinirken yakalamasaydi iyi olurdu tabi! :P

Burda pek cok farkli mutfak gormek mumkun dolayisiyla cocuklarin yeme aliskanliklari ve tercih ettigi yemekler de degisiyor. Damak tatlarinin gelismesi acisindan iyi ama 5 yasinda bir kucuk insan gelip de "Anne canim ŞUŞi cekiyor, yapsana" deyince insan bir afalliyor tabi. Arkadasim daha istedigin yemegin adina dilin donmuyor, canin nasil cekiyor acaba?! Hem mis gibi kurufasulye pilav var, yaninda da tursu, suşi neymis!

Gecen gun Demir "Anne Chili con Carne yapar misin" dedi, ondan sonra da enchilada yapacakmisim! Yavrum ben size ispanakli borek acsam, ustune de mis gibi ev yogurdu?!
Haftada bir Shrimp Korma ya da Chicken Jalfrezi yemegi yapayimmis efendim! Haftalik menumuze Burrito'yu da ekleyelimmis! Aksam yemeginde Fish Fingers olsunmus! Caniniz bu aksam ne yemek istiyor sorusuna " Ezo gelin corbasi, nohutlu tavuklu pilav,  karniyarik, cacik " diye cevap veren yavrularimi geri istiyorum ben!

Neyse ateste kemik var, kaynamasinin 18.saati doldu, ben gidip altini kapatayim da yavrularima soooyyle icinde butun sebzelerin oldugu bir kis corbasi yapayim! Chili con Carne yapmayi da bir ara ogrenirim artik!



18 Ocak 2019 Cuma

Gocerken yaninizda goturmeniz gereken en onemli sey!

agactan dusen yaprak ile ilgili görsel sonucu


Simdi bastan soyleyeyim, insanlari demotive etmeyi sevmem, insanlari demotive eden enerji vampirlerini hic sevmem.

Yakin zamanda gocmeye niyeti olan varsa asagida okuyacaklari isine gelmeyecek,okuduklari onu  biraz kizdiracak, belki gormek istemedigi gercekleri yuzune vuracagim icin bana gicik olacak! Lutfen ilk cumleyi aklinizda tutarak, yazdiklarimda kotu niyet ya da demotivasyon amaci tasimadigimi bilerek okuyunuz..

Dun, Ankara Anlasmasi vizesini yeni almis ve yakin zamanda Londra'ya tasinmayi dusunen bir arkadasimla bulustum. Arkadasimin soyledigi bir cumle beni o kadar cok dusundurdu ki bu yaziyi yazmaya karar verdim.

Arkadasim iki kucuk cocuguyla gocecek, burda kendisinin de esinin de hazir bir isi yok, cocuklari ilkokul yasinda olmadigi icin ancak gunde 3 saat nursery'e gonderebilecek, hangi bolgede yasayacagi konusunda tereddutleri var, gordugu evler hem kotu durumda hem pahali. Bu kosullari duyup "Cilgin misin, perisan olacaksin, kenardaki parani da bitireceksin" diyecek bir suru garantici insan  taniyorum zira kendileri ben gocerken bol bol karsima cikti :) Bu basliklarin hicbiri gocmekten geri durmaniza sebep olacak konular degil bence. Evet cilginca ve dahi manyakca ama siz yeterince kararliysaniz bir sekilde yoluna girebilecek konular.

Arkadasimin dunku sohbette soyledigi, beni dusunduren cumlesi suydu "Burda yasamayi HIC istemiyorum". (Ne olur hemen saldiriya gecip "Madem istemiyor gelmesin kardesim" gibi sivri cumleler gecirmeyin aklinizdan. Onun yerine "Istemeye istemeye de olsa bu hareketi yapmaya calisiyorsa vardir makul bir nedeni" deyip onun icin iyi seyler dileyin.)


Biz de bu arkadasimla ayni kosullarda goctuk, is belirsiz, ev belirsiz, cocuklarin okulu belirsiz.. Tek bir fark vardi, ben de esim de asiri istekliydik. Vize ile ilgili bir sorun cikip da gocememe ihtimali dogunca ben evden cenaze cikmis kadar uzulup aglamaktan helak olmustum. 35 yildir yasadigim ulkemi, ailemi, dostlarimi birakip gitmek cok zor olsa da icimde  "cocuklarim icin dogru bir sey yapiyorum" inanci vardi.

Biz kari koca bu kadar istekli olmamiza ragmen burdaki hayati ve kosullari gorunce baya sarsildik ve zorlandik. Buldugumuz evler planladigimiz kiranin nerdeyse iki katiydi, esime is icin soz veren uc ayri firma da sozunden donmustu, Demir hemen okula baslar diye dusunurken cocuk uc ay bizimle evde kalmisti, ben isimi tutturmaya calisirken bekledigimden daha cok zorlaniyordum, senden kesin mal aliriz diyen musteri adaylari sirra kadem basiyordu, kolejlerde ogrenilen, is hayatinda pekisen kusursuz Ingilizcemizin sigorta policesi yaptirirken bir ise yaramadigini tecrube ediyorduk, zorlandigimiz konularda burdaki arkadaslarimizdan yardim isteriz derken herkesin kendi kosturmasi icinde oldugunu ve bize bir yere kadar yardimci olabileceklerini anliyorduk, en kotu ihtimal bir yil bizi burda yasatacak paramiz var derken o paranin ancak 6 ay yetecegini goruyorduk. Moralimiz bozuluyordu, yapamayacak miyiz, geri donmek zorunda kalacak miyiz endiseleri basiyordu. Ote yandan burda yasama istegimizi kaybetmiyorduk. Kari koca ayni amac icin ugrastigimizdan birimiz dustugunde digerimiz kaldiriyordu.

Bence bizim hikayemizdeki ana baslik ikimizin motivasyonunun da yuksek olmasiydi.

Gocmek isteyip akil danisanlara hep sunu soruyorum "Esin seninle ayni fikirde mi, beraberliginiz simdiye kadar kac kriz atlatti?"

Gocmenlik yolunda beraber yururken ayaginiz bir tasa takilip sendelediginizde esiniz nerde olacak, sizi tutmak icin elini uzatacak mi? Ya da o sendelediginde siz onu tutacak misiniz?
Eger evlilik / beraberlik/ ese guven konularindan eminseniz, siz kendinize ve amaciniza inandiktan sonra her tas yerini bulur.

Hic kimse size "goc ya da gocme" diyemez, sormasaniz da fikir beyan edecek pek cok baykusla karsilasacaksiniz ama eninde sonunda bu karari verecek kisi sizsiniz.

Diyecegim o ki eger gocmeye karar verdiyseniz ne yapin edin motivasyonunuzu, inancinizi  ve savasma gucunuzu yuksek tutun. Goctugunuzde herseyden cok onlara ihtiyaciniz olacak.









9 Ocak 2019 Çarşamba

Anne..

anne sevgi kalp ile ilgili görsel sonucu



Merhaba Sevgili Okuyucu,

Seni uzun suredir ihmal ettim, ozur dilerim ama bir sor niye ettim!

Eylul'den beri bir turlu duz basamadigim icin  yazamadim. Olanlari ayri ayri anlatacagim ama her biri uzun konular oldugu icin simdi en onemlisiyle basliyorum.

Anne.. (Burda bahsedilen anne kelimesi hem anne hem de kayinvalideyi kapsamaktadir )

Daha onceki yazilarimda da Turkiye'deyken maksimum anne destegiyle super konforlu yasadigimdan bahsetmistim.

Gocerken anne konforunu yanimda getiremeyecegimi biliyordum daha dogrusu oyle saniyordum. Kendi istegimle goc ettim, bir sikinti yasasam da anneleri haberdar edip huzursuz etmemeye kararliydim. 

Kasim'in ortasinda hafif bir gribal enfeksiyon gecirince ciddiye almadim. Ne bogaz agrisi ne ates, sadece devamli bir usume ve yorgunluk hali. Bir haftanin sonunda gecer diye dusunurken bir gun aniden tum eklemlerim sisiverdi. Diz, dirsek, bilekler, parmaklar.. Bir gunde basamaz, yuruyemez, oturup kalkamaz, birsey tutamaz oldum. Gittigim doktor, bunun bagisiklik sistemimin viral enfeksiyona tepkisi oldugunu ve birkac hafta beklemem gerektigini soyledi. Bizim ev karisti tabi, kucuk oglumu okula kim getirip goturecek, yemegi kim yapacak, evi kim cekip cevirecek.. Annemin vizesi bitmis, yeni vize basvurusu yapilmis, beklemede, kayinvalidemi arayip huzursuz etmeye gerek yok diye birkac gun surundukten sonra bir aksam kayinvalidemler goruntulu arayip beni yatakta ve hasta gorunce artik saklayamaz hale geldik. Ertesi gun biletini alip 3 gun sonra Hizir gibi yetisti, iki hafta boyunca hepimize bakti, herseyi yapti. Bu arada annemin vizesi cikti ve biz bir anneyi havaalanina birakip diger anneyi aldik. Bir ay da annem kalip tam destekle hem evi hem beni toparladi. Sisler hala tamamen inmedigi icin giderken de dolabi ve buzlugu doldurup gitti.

Benim iki annem de cok yardimci ve destek oldugu icin o jenerasyonun tum annelerini oyle saniyordum. Ne zaman ki burdaki bazi tanidiklarimin annelerinin davranislarini gordum, asiri sansli oldugumu fark ettim. Mesela gelini hasta diye apar topar gelen bir anne (ve gelmesi icin tum organizasyonu yapan bir baba) duymadim ben. Sirf cocuklarina cig borek acmak icin oklava getiren  ya da haftasonu kahvaltida cocuklarina pisi yapmak icin saat kurup kalkan, hamuru ev halkinin uyanma saatine gore mayalayan anne de duymadim. "Hazir ben burdayim, siz gezin ben cocuklara bakayim" diyen anneler de bizde. En zahmetli yemekleri yapip buzluga dolduran sonra da buzlugun kucuk oldugundan sikayet eden, daha da cok yapmak isteyen anne de bizde. Kendimi azicik iyi hissedip birseyler yapmaya calistigimda kavga dovus beni oturtan, "ben gidince yapacaksin zaten" diyen anneler de bizim. Moralimiz bozuksa, keyfimiz yoksa enerjimizi yukselten, bazen bize bizden cok guvenen, dusunce "hop kendine gel, sen herseyin altindan kalkacak kadar guclusun" diyen, varligiyla nefes aldiran, hicbir tesekkurun yetmeyecegi, emeklerinin karsiligini vermenin mumkun olmadigi anneler bizde. "Seni havaalanina birakip eve geldikten sonra ici bos terliklerini gormek cok koyuyor" dedigimden beri valizini kapiya cikarmadan once terlikleri dolaba kaldiracak kadar ince dusunen anne de bizim..

Gittiklerinde bogazimiza oturan yumruk, gozdeki yaslar, cocuklarin "hadi goruntulu arayalim, simdiden cok ozledim zaten neden gitti ki, hep bizimle kalsaydi" isyanlari, eve coken keyifsizlik,  "goctuk ama degiyor mu ailelerimizden uzak olmaya" dusuncesinin yine su yuzune cikmasi hep bundan cancagizim. Kac yasina gelirsek gelelim ana kuzusu olmaya devam edecegiz. Yegane dilegim  benim annelerimin bana hissettirdiklerini kocaman adamlar olduklarinda da cocuklarima  hissettirebilmek.

24 Temmuz 2018 Salı

Baska bir egitim mumkun mu?

Valla mumkun..


Egitim sistemi zaten Turkiye'dekinden cok farkli. Burda sistem ceza degil odul uzerine kurulu. Cocuklarin yaptigi her iyi sey odullendiriliyor, cocuk tum okulun katildigi torenlerde onore ediliyor, oyle olunca da daha cok takdir edilmek, daha cok aferin almak icin daha da ozenli davraniyor.

En sevdigim seylerden biri bu torenlerde cocuklari susturma taktigi. Yaklasik 400 cocuk toren alanina geliyor ve sessizce de olsa kendi aralarinda konusmaya basliyorlar tabi. Toreni baslatmak icin sahneye cikan mudur fisildayarak konusmaya basliyor. Onu duymak icin de mecburen herkes susuyor tabi. Gecen hafta okulun son haftasiydi ve bol bol odul torenine gidince bu durumdan bir kez daha etkilendim ve kendi ogrenciligimi hatirladim. Biz bayrak toreni baslamadan once ciyak ciyak konusurduk, ogretmenler de susturabilmek icin bize bagirirdi.

Yillar once bizim evin dibindeki Atakoy Lisesi'nin muduru her bayrak toreninde cocuklara ana avrat kufur ederek susturmaya calistigi icin (bu da degisik bir egitim sistemiyse demek!!) annem her Pazartesi sabahi ve Cuma ogleden sonrasi telefonun basinda beklerdi, adam kufur etmeye basladigi an okulu arar ve "Ben Hurriyet gazetesinde muhabirim, mudur kufur edip bagirmayi kesmezse onu haber yapip cumle aleme rezil ederim" derdi. Yoo annem gazeteci falan degildi, sadece o da kendine gore muduru egitme sistemini bulmustu :D

Okulda verilen odullerden biri Headteacher Award (Mudur odulu) ve cocuklarin pek cok baslikta tamamlamasi gereken gorevleri iceriyor. En az bir spor yapmak, duzenli dis fircalamak, kendinden kucuk bir ogrenciye yardim etmek, uniformasini temiz tutmak, derli toplu olmak, kisisel bakimina dikkat etmek, okul disinda kendinden buyuklere yardim etmek, ev islerine yardimci olmak, restoranda catal bicak kullanarak yemek yemek gibi pek cok baslik var. Cocuklar 4.siniftan itibaren bu odulu almak icin calisiyorlar ve  bronz, gumus ve altin odulu alarak 6.siniftan mezun oluyorlar.

Demir odullerini alarak ilkokuldan mezun oldu ve Eylul itibariyle secondary school (orta+lise) baslayacak. Yeni okuluna kolay adapte olsun diye o kadar cok aktivite yapildi ki yeni okulda yabancilik cekmeyecek. Once veli ve cocuk katilimli tanitim toplantisi, sadece cocuklarin katildigi adaptasyon gunleri, veli-okul-cocuk arasinda is akdi gibi bir anlasmanin imzalandigi uyum toplantisi ve velilerin yeni velilerle tanismasi icin okulda barbeku partisi..Su anda Demir de biz de yeni okula haziriz ve yeni okul yili icin enerji toplamak uzere Turkiye'ye gidiyoruz.

Daha havaalaninda bagaj trolleylerinin parkina park etmis arabalarla kavga etmeye baslamamam umidiyle herkese iyi tatiller :)