18 Ocak 2019 Cuma

Gocerken yaninizda goturmeniz gereken en onemli sey!

agactan dusen yaprak ile ilgili görsel sonucu


Simdi bastan soyleyeyim, insanlari demotive etmeyi sevmem, insanlari demotive eden enerji vampirlerini hic sevmem.

Yakin zamanda gocmeye niyeti olan varsa asagida okuyacaklari isine gelmeyecek,okuduklari onu  biraz kizdiracak, belki gormek istemedigi gercekleri yuzune vuracagim icin bana gicik olacak! Lutfen ilk cumleyi aklinizda tutarak, yazdiklarimda kotu niyet ya da demotivasyon amaci tasimadigimi bilerek okuyunuz..

Dun, Ankara Anlasmasi vizesini yeni almis ve yakin zamanda Londra'ya tasinmayi dusunen bir arkadasimla bulustum. Arkadasimin soyledigi bir cumle beni o kadar cok dusundurdu ki bu yaziyi yazmaya karar verdim.

Arkadasim iki kucuk cocuguyla gocecek, burda kendisinin de esinin de hazir bir isi yok, cocuklari ilkokul yasinda olmadigi icin ancak gunde 3 saat nursery'e gonderebilecek, hangi bolgede yasayacagi konusunda tereddutleri var, gordugu evler hem kotu durumda hem pahali. Bu kosullari duyup "Cilgin misin, perisan olacaksin, kenardaki parani da bitireceksin" diyecek bir suru garantici insan  taniyorum zira kendileri ben gocerken bol bol karsima cikti :) Bu basliklarin hicbiri gocmekten geri durmaniza sebep olacak konular degil bence. Evet cilginca ve dahi manyakca ama siz yeterince kararliysaniz bir sekilde yoluna girebilecek konular.

Arkadasimin dunku sohbette soyledigi, beni dusunduren cumlesi suydu "Burda yasamayi HIC istemiyorum". (Ne olur hemen saldiriya gecip "Madem istemiyor gelmesin kardesim" gibi sivri cumleler gecirmeyin aklinizdan. Onun yerine "Istemeye istemeye de olsa bu hareketi yapmaya calisiyorsa vardir makul bir nedeni" deyip onun icin iyi seyler dileyin.)


Biz de bu arkadasimla ayni kosullarda goctuk, is belirsiz, ev belirsiz, cocuklarin okulu belirsiz.. Tek bir fark vardi, ben de esim de asiri istekliydik. Vize ile ilgili bir sorun cikip da gocememe ihtimali dogunca ben evden cenaze cikmis kadar uzulup aglamaktan helak olmustum. 35 yildir yasadigim ulkemi, ailemi, dostlarimi birakip gitmek cok zor olsa da icimde  "cocuklarim icin dogru bir sey yapiyorum" inanci vardi.

Biz kari koca bu kadar istekli olmamiza ragmen burdaki hayati ve kosullari gorunce baya sarsildik ve zorlandik. Buldugumuz evler planladigimiz kiranin nerdeyse iki katiydi, esime is icin soz veren uc ayri firma da sozunden donmustu, Demir hemen okula baslar diye dusunurken cocuk uc ay bizimle evde kalmisti, ben isimi tutturmaya calisirken bekledigimden daha cok zorlaniyordum, senden kesin mal aliriz diyen musteri adaylari sirra kadem basiyordu, kolejlerde ogrenilen, is hayatinda pekisen kusursuz Ingilizcemizin sigorta policesi yaptirirken bir ise yaramadigini tecrube ediyorduk, zorlandigimiz konularda burdaki arkadaslarimizdan yardim isteriz derken herkesin kendi kosturmasi icinde oldugunu ve bize bir yere kadar yardimci olabileceklerini anliyorduk, en kotu ihtimal bir yil bizi burda yasatacak paramiz var derken o paranin ancak 6 ay yetecegini goruyorduk. Moralimiz bozuluyordu, yapamayacak miyiz, geri donmek zorunda kalacak miyiz endiseleri basiyordu. Ote yandan burda yasama istegimizi kaybetmiyorduk. Kari koca ayni amac icin ugrastigimizdan birimiz dustugunde digerimiz kaldiriyordu.

Bence bizim hikayemizdeki ana baslik ikimizin motivasyonunun da yuksek olmasiydi.

Gocmek isteyip akil danisanlara hep sunu soruyorum "Esin seninle ayni fikirde mi, beraberliginiz simdiye kadar kac kriz atlatti?"

Gocmenlik yolunda beraber yururken ayaginiz bir tasa takilip sendelediginizde esiniz nerde olacak, sizi tutmak icin elini uzatacak mi? Ya da o sendelediginde siz onu tutacak misiniz?
Eger evlilik / beraberlik/ ese guven konularindan eminseniz, siz kendinize ve amaciniza inandiktan sonra her tas yerini bulur.

Hic kimse size "goc ya da gocme" diyemez, sormasaniz da fikir beyan edecek pek cok baykusla karsilasacaksiniz ama eninde sonunda bu karari verecek kisi sizsiniz.

Diyecegim o ki eger gocmeye karar verdiyseniz ne yapin edin motivasyonunuzu, inancinizi  ve savasma gucunuzu yuksek tutun. Goctugunuzde herseyden cok onlara ihtiyaciniz olacak.









9 Ocak 2019 Çarşamba

Anne..

anne sevgi kalp ile ilgili görsel sonucu



Merhaba Sevgili Okuyucu,

Seni uzun suredir ihmal ettim, ozur dilerim ama bir sor niye ettim!

Eylul'den beri bir turlu duz basamadigim icin  yazamadim. Olanlari ayri ayri anlatacagim ama her biri uzun konular oldugu icin simdi en onemlisiyle basliyorum.

Anne.. (Burda bahsedilen anne kelimesi hem anne hem de kayinvalideyi kapsamaktadir )

Daha onceki yazilarimda da Turkiye'deyken maksimum anne destegiyle super konforlu yasadigimdan bahsetmistim.

Gocerken anne konforunu yanimda getiremeyecegimi biliyordum daha dogrusu oyle saniyordum. Kendi istegimle goc ettim, bir sikinti yasasam da anneleri haberdar edip huzursuz etmemeye kararliydim. 

Kasim'in ortasinda hafif bir gribal enfeksiyon gecirince ciddiye almadim. Ne bogaz agrisi ne ates, sadece devamli bir usume ve yorgunluk hali. Bir haftanin sonunda gecer diye dusunurken bir gun aniden tum eklemlerim sisiverdi. Diz, dirsek, bilekler, parmaklar.. Bir gunde basamaz, yuruyemez, oturup kalkamaz, birsey tutamaz oldum. Gittigim doktor, bunun bagisiklik sistemimin viral enfeksiyona tepkisi oldugunu ve birkac hafta beklemem gerektigini soyledi. Bizim ev karisti tabi, kucuk oglumu okula kim getirip goturecek, yemegi kim yapacak, evi kim cekip cevirecek.. Annemin vizesi bitmis, yeni vize basvurusu yapilmis, beklemede, kayinvalidemi arayip huzursuz etmeye gerek yok diye birkac gun surundukten sonra bir aksam kayinvalidemler goruntulu arayip beni yatakta ve hasta gorunce artik saklayamaz hale geldik. Ertesi gun biletini alip 3 gun sonra Hizir gibi yetisti, iki hafta boyunca hepimize bakti, herseyi yapti. Bu arada annemin vizesi cikti ve biz bir anneyi havaalanina birakip diger anneyi aldik. Bir ay da annem kalip tam destekle hem evi hem beni toparladi. Sisler hala tamamen inmedigi icin giderken de dolabi ve buzlugu doldurup gitti.

Benim iki annem de cok yardimci ve destek oldugu icin o jenerasyonun tum annelerini oyle saniyordum. Ne zaman ki burdaki bazi tanidiklarimin annelerinin davranislarini gordum, asiri sansli oldugumu fark ettim. Mesela gelini hasta diye apar topar gelen bir anne (ve gelmesi icin tum organizasyonu yapan bir baba) duymadim ben. Sirf cocuklarina cig borek acmak icin oklava getiren  ya da haftasonu kahvaltida cocuklarina pisi yapmak icin saat kurup kalkan, hamuru ev halkinin uyanma saatine gore mayalayan anne de duymadim. "Hazir ben burdayim, siz gezin ben cocuklara bakayim" diyen anneler de bizde. En zahmetli yemekleri yapip buzluga dolduran sonra da buzlugun kucuk oldugundan sikayet eden, daha da cok yapmak isteyen anne de bizde. Kendimi azicik iyi hissedip birseyler yapmaya calistigimda kavga dovus beni oturtan, "ben gidince yapacaksin zaten" diyen anneler de bizim. Moralimiz bozuksa, keyfimiz yoksa enerjimizi yukselten, bazen bize bizden cok guvenen, dusunce "hop kendine gel, sen herseyin altindan kalkacak kadar guclusun" diyen, varligiyla nefes aldiran, hicbir tesekkurun yetmeyecegi, emeklerinin karsiligini vermenin mumkun olmadigi anneler bizde. "Seni havaalanina birakip eve geldikten sonra ici bos terliklerini gormek cok koyuyor" dedigimden beri valizini kapiya cikarmadan once terlikleri dolaba kaldiracak kadar ince dusunen anne de bizim..

Gittiklerinde bogazimiza oturan yumruk, gozdeki yaslar, cocuklarin "hadi goruntulu arayalim, simdiden cok ozledim zaten neden gitti ki, hep bizimle kalsaydi" isyanlari, eve coken keyifsizlik,  "goctuk ama degiyor mu ailelerimizden uzak olmaya" dusuncesinin yine su yuzune cikmasi hep bundan cancagizim. Kac yasina gelirsek gelelim ana kuzusu olmaya devam edecegiz. Yegane dilegim  benim annelerimin bana hissettirdiklerini kocaman adamlar olduklarinda da cocuklarima  hissettirebilmek.

24 Temmuz 2018 Salı

Baska bir egitim mumkun mu?

Valla mumkun..


Egitim sistemi zaten Turkiye'dekinden cok farkli. Burda sistem ceza degil odul uzerine kurulu. Cocuklarin yaptigi her iyi sey odullendiriliyor, cocuk tum okulun katildigi torenlerde onore ediliyor, oyle olunca da daha cok takdir edilmek, daha cok aferin almak icin daha da ozenli davraniyor.

En sevdigim seylerden biri bu torenlerde cocuklari susturma taktigi. Yaklasik 400 cocuk toren alanina geliyor ve sessizce de olsa kendi aralarinda konusmaya basliyorlar tabi. Toreni baslatmak icin sahneye cikan mudur fisildayarak konusmaya basliyor. Onu duymak icin de mecburen herkes susuyor tabi. Gecen hafta okulun son haftasiydi ve bol bol odul torenine gidince bu durumdan bir kez daha etkilendim ve kendi ogrenciligimi hatirladim. Biz bayrak toreni baslamadan once ciyak ciyak konusurduk, ogretmenler de susturabilmek icin bize bagirirdi.

Yillar once bizim evin dibindeki Atakoy Lisesi'nin muduru her bayrak toreninde cocuklara ana avrat kufur ederek susturmaya calistigi icin (bu da degisik bir egitim sistemiyse demek!!) annem her Pazartesi sabahi ve Cuma ogleden sonrasi telefonun basinda beklerdi, adam kufur etmeye basladigi an okulu arar ve "Ben Hurriyet gazetesinde muhabirim, mudur kufur edip bagirmayi kesmezse onu haber yapip cumle aleme rezil ederim" derdi. Yoo annem gazeteci falan degildi, sadece o da kendine gore muduru egitme sistemini bulmustu :D

Okulda verilen odullerden biri Headteacher Award (Mudur odulu) ve cocuklarin pek cok baslikta tamamlamasi gereken gorevleri iceriyor. En az bir spor yapmak, duzenli dis fircalamak, kendinden kucuk bir ogrenciye yardim etmek, uniformasini temiz tutmak, derli toplu olmak, kisisel bakimina dikkat etmek, okul disinda kendinden buyuklere yardim etmek, ev islerine yardimci olmak, restoranda catal bicak kullanarak yemek yemek gibi pek cok baslik var. Cocuklar 4.siniftan itibaren bu odulu almak icin calisiyorlar ve  bronz, gumus ve altin odulu alarak 6.siniftan mezun oluyorlar.

Demir odullerini alarak ilkokuldan mezun oldu ve Eylul itibariyle secondary school (orta+lise) baslayacak. Yeni okuluna kolay adapte olsun diye o kadar cok aktivite yapildi ki yeni okulda yabancilik cekmeyecek. Once veli ve cocuk katilimli tanitim toplantisi, sadece cocuklarin katildigi adaptasyon gunleri, veli-okul-cocuk arasinda is akdi gibi bir anlasmanin imzalandigi uyum toplantisi ve velilerin yeni velilerle tanismasi icin okulda barbeku partisi..Su anda Demir de biz de yeni okula haziriz ve yeni okul yili icin enerji toplamak uzere Turkiye'ye gidiyoruz.

Daha havaalaninda bagaj trolleylerinin parkina park etmis arabalarla kavga etmeye baslamamam umidiyle herkese iyi tatiller :)



28 Haziran 2018 Perşembe

Gocmeyi dusunenlere hap seklinde bilgiler..

hap bilgi ile ilgili görsel sonucuPazar gunku secim sonuclarindan sonra 3.buyuk goc dalgasinin (Gezi olaylari ve 15 Temmuz sonrasi) gelecegini dusunuyordum ki bazi arkadaslarimiz alternatif ulkeler bakmaya, biz bu yoldan daha once gectigimiz icin de bize fikrimizi sormaya basladilar bile. Coookk sevdigimiz bir arkadasimizin gocmekle ilgili sorularina Ayhan o kadar dogru ve hap gibi bilgilerle cevap verdi ki bu hafta onu misafir yazar olarak agirlamaya karar verdim.

Gocmeyi planlayanlar, buyrun kocamin kaleminden okuyun..

                                             

                                                      ------------------------------

Manevi Kisim :

Aileden uzak kalmak - Her ne kadar yaparim gibi gelse de annenden, babandan, kardesinden, agabeyinden uzak kalmak, hayati onlarla paylasamamak, sikintilari oldugunda destek olamamak-cogunlukla haberinin bile sonradan olmasi.


Arkadaslardan uzak olmak - 30 yildir beraber yasadigin bircok sey paylastigin, yanlarinda gercekten cok rahat ettigin, herhangi bir egonun olmadigi, muhabbetinin buyuk cogunlukla uydugu, ozetle cok sey konusmadan cok sey anlatabildigin insanlar cok buyuk bir eksiklik duygusu yaratacak hayatinda. Bastan kopmadim diyeceksin hatta kendini buna ikna bile ettigine inanacaksin daha sonra onlarin hayatlarina, bulusmalarina devam ettigini gormek cok koyacak.

Evlilik - Biz yaklasik 15 yildir evliyiz karimla, gercekten evlilik muessesi cok zorlaniyor bu disarida yasama surecinde, bildigin gotgotesin, kizdin mi tek muhatabin esin, gerildin mi yine esin, sevindin mi yine esin, bir bakacaksin bir sure sonra telefonunda son aramalarda sadece esinin adi var, hem gelen hem giden aramalarda. "Bi git ote" deme sansin yok zira biliyorsun ki yine bir tek o var.


Cocuklar - Bu biraz uzun bir baslik; 
- Biz hepimiz ailelerimiz yaninda yogun ilgi alaka ile yetistirildik. Hele benim ailem tam bir cumbus idi. Cocuklarinin tek basina kaldiklarini goruyorsun. Acigi yine sen kapatmaya calisiyorsun, ulkende bu yuk kismen sevdiklerin tarafindan uzerinden alinirken sevdiklerinle bir dogumgunu kutlayamamanin nasil koydugunu ancak o zaman anlayacaksin. 
- Cocuklarini bu ilgi ve alakadan uzak birakmanin dogru olup olmadigini, onlarin hayati uzerinde boyle bir hukmun olup olmadigini sorgulayacaksin. Hic bitmeyecek hep sorgulayacaksin. 
- Buyuk anne ve buyuk babalari, amcasi, dayisi, halasi, yengesi, kuzenleri ile arasindaki baglar kopmasin diye ugrasacaksin, ilk geldiklerinde buyuk bir hasretle telefona atlayip akrabalariyla konusmaktan zevk alan cocuklarin, zaman gecip buraya alisinca bu gorusmelere daha az tezahurat yapacaklar, ugrasacaksin ki telefona gelsinler. O sirada anne babanin  suratindaki mutsuzlugu goreceksin, icin bir acayip olacak, cocuklarin icin sevineceksin buraya alisiyorlar diye, cocuklarin icin uzuleceksin baglarindan kopuyorlar mi acaba diye, anne baban icin cok uzuleceksin ama elden hiiiic birsey gelmeyecek.


Kultur - Gideceginiz ulkedeki durum ne olur bilemem tabi ama neden farkli insanlar, farkli toplumlar, farkli kulturler var diye soveceksin, burada muhatap oldugun yerlilerin 40 yildir biriktirdiklerini 1-2 yil icinde ogutmeye calisacaksin, onlari yakalamaya calisacaksin, cok yoracak ama yapacaksin/yapmalisin yoksa disarida kalirsin.



Maddi Kisim:

Hazira dag dayanmaz - Bizim gelirken tum hesaplamalara gore 1 yillik naktimiz vardi, yalan oldu, 6nci ayda dibini gorduk, is bulamasaydim bye bye UK diyecektik


Tum hayatsal baglantilar/iliskiler - buna herseyi kat, elektrik - su - dogalgaz baglatmak (ben eve tasinmadan once emlakciya uzun uzun bunlarin erken baglanmasinin ne kadar onemli oldugunu, kucuk cocugumuz oldugunu kac defa anlattigimi ve adamin da bana uzayliya bakar gibi baktigini unutmayacagim hic), tv seyretmek, sinemaya gitmek, cep telefonu kullanimi, ulasim kartlari, ulasimin kendisi, banka iliskileri (otomatik odemeler - kullanilan terimler - hesap acmak - kredi karti almak), vergi odemek, saglik sistemi, hukuk sistemi, ev kiralamak vs vs vs; akliniza gelebilecek bu tip hersey, yeni ulke farkli kultur oldugu icin TR de bunlari gozun kapali kolaylikla yaparken burada hicbir fikrin olmadigi bu basliklarda alisik oldugun reflekslerle hareket edip ya hicbir yere varamiyorsun ya da komik gorunuyorsun. Farkli kulturler farkli refleksler.. Hepsi ciddi sikinti, cozulmuyor mu? Tabi ki cozuluyor ama kendi ulkende her turlu olayda sebep ve sonuc iliskisine hakimken yabanci bir ulkede ne yaparsan ne ile sonuclanacagini ogrenmek bile zaman aliyor, bunu bazen zarar gorerek ogreniyorsun. 


Sinirsiz oturumunu almadan hicbirseye uzun vadeli bakamayis, baslangicta yabanci olma durumunun (ki bunu yukaridaki "manevi kisim" basligina da ekleyebiliriz) getirdigi ozgur karar alamama hali. Araba alacaksin? Is kuracaksin? Belki ev alacak gucun var? Mortgage'e gireceksin? Canin bagirmak taskinlik yapmak istiyor ama ileride benim durumumu etkiler mi?



Ben oranin para birimi daha ucuz buranin daha pahali kavramini tam anlayamiyorum. Suradan ornek vereyim, 60Bin TL paran var, bunun Pound karsiligi da £10Bin. TR de 60Bin ne degerde ise burada da £10Bin o degerde. O paraya ne is yapabiliyorsan burada da benzer is yapiyorsun. 

                                                        --------------------

Bu kadar hap bilgiyi de baska yerde bulamazsiniz valla, yazmasi ve paylasmasi bizden, degerlendirip karar vermesi sizden...

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Ingiliz usulu kerevetine cikmak!

harry meghan ile ilgili görsel sonucu



Cok sukur sonunda Prens Harry ile Meghan Markle'i evlendirdik de rahatladik Sayin Okuyucu...Bir Royal Wedding gormek her kula nasip olmaz yani, artik olsek de gam yemeyiz :P

Prensin bu kizla iliskisi ortaya ciktigindan beri gazetelerde okumadigimiz kalmadi zaten. Yok efendim gelin namzedi Amerikaliymis, teni koyu renkliymis, ciplak resimleri varmis, babasiyla sorunluymus, kiz isteme sirasinda kahveyi kopuklu yapamamis, asil kandan degilmis, prensten buyukmus, nisan bohcasinda prens icin pijama yokmus, daha once evlenip bosanmis aaa rezaletmis!! Hayir bize neyse!  Harry begenmis almis kime ne.. Kraliceye kalmadan gazeteler bol bol kaynanalik yapti valla!

Kraliyet ailesi burda pek sevildigi icin insanlar kendi ailelerinden biri evleniyor gibi davrandi, Ingiliz olmayanlar bile.. Cuma gunu cocuklarin okulunda nerdeyse butun anneler toren hakkinda konusuyorlardi. Alman bir veli gelip bana heyecanla "Yarin toreni izleyecek misin?" dedi. Ben hayir deyince de pek sasirdi. Ben de onun sasirmasina sasirinca bir sure birbirimize bos bos baktik.. O anlamsiz ve uzun sessizlik biraz garip oldu evet!

Dugun okullarda da cocuklara "Dunyayi ve Ingiliz degerlerini anlamak" basligi altinda bol bol anlatildi. Cinar'in sinifi dugun icin okulda parti yapti.  Cinar dugunle ilgili tum detaylari ogrenmis. Prens Harry ve Meghan cok iyilermis, evleneceklermis, sokaklardaki bayraklar Royal Wedding icin asilmis. Marketin dergi reyonundan bana kapaginda Harry ve Meghan'in resminin oldugu bir dergi aldirmaya calisti. Istemiyorum deyince de "Ama cok begeneceksin"diye beni ikna etmeye calisti. Bakti ki ben ikna olmuyorum "Sen neden dugun icin heyecanlanmiyorsun"dedi. Yahu neden heyecanlanayim, gelin ya da damat anne tarafindan kuzenim mi? Ya da bana altin takacaklar da haberim mi yok!

Insanlar Cuma gununden evlerine bayrak asmaya, birbirlerine "Iyi dugun izlemeler" seklinde temennide bulunmaya ve marketleri yagmalamaya basladilar. Cuma gunu saat 16.00da koca markette sut, yumurta bulamayinca durumun vehametini anladim. Boyle bos raflari bir de Christmas zamaninda gormustu bu gozler.

Cumartesi bizim mahallede birkac sokak, sokak partisi icin trafige kapatildi. Sokaklara sofralar kuruldu, insanlar hep beraber yedi icti, eglendi.

Dugune yakin olabilmek icin aylar onceden Windsor'da ev kiralayan, kraliyet ailesinin arabalari gelirken ciglik cigliga tezahurat yapan, arabanin icindeki gelini 2 saniyeligine gormek icin kalenin onunde bekleyen cilgin kalabaliktan bahsetmiyorum bile!

Bir yandan Ingilizlerin her durumdan kutlanacak birsey cikarmasi ve eglenmesi cok hosuma gidiyor ote yandan bir nikah icin neden bu kadar heyecanlandiklarini anlamayip kendimi uzayli gibi hissediyorum.

Yeni evliler bir yastikta kocasin, cocuk yapmak icin de cok beklemesin zira bir sonraki kutlama icin Prens George'un evlenmesini bekleyeceksek yandik!

3 Mayıs 2018 Perşembe

Ingiliz Havasi







Kotu hava depresyon sebebi midir? Kesinlikle EVET!

Ingiltere'ye tasinmadan once direnc gosterdigim konulardan biri de iklimdi. Ben gunes insaniyim, yaz cocuguyum, karanlik, kasvetli, yagmurlu iklimde depresyona girerim diyordum. Londra'ya kesfe Haziran ayinda geldik ve hava bize en guzel halini gosterdi. Hatta Ayhan ile "Insanlar gelmesin diye filmlerde karanlik ve kasvetli gosteriyorlar herhalde" diye dalga gecmistik. Lakin kazin ayagi oyle degilmis..

Burda gecen (daha dogrusu bir turlu gecemeyen) 3 kis mevsimi sonunda artik emin oldum ki burda her an her mevsimi yasayabilirsiniz. Bize ilkokulda ogrettikleri gibi kuzey yarimkurede Aralik-Ocak-Subat kis, Mart-Nisan-Mayis ilkbahar falan degilmis, o mevsimler sadece o zamanlar Turkiye'de gecerliymis..

Burda yakit faturasi icin cesitli sozlesmeler var, bir tanesi aylik sabit ucret. Servis saglayiciyla konusup "Biz aylik sabit odeme yapmak istemiyoruz zaten Haziran, Temmuz, Agustos'ta yakmayiz ki" dedigimizde adam cok sasirmisti. Sasirmakta hakliymis meger, Ingiliz Agustosunun Turk Agustosuyla uzaktan yakindan ilgisi yokmus, Agustos'ta burda kalin mont giyilir, toplu tasima araclarinda isiticilar calisabilirmis!

Istanbul'da yasarken yazlik/kislik kiyafet merasimim vardi benim. Kis gelince kisliklar hurctan cikar, yazliklar hurca girerdi. Burda ne mumkun! Ayni gun icinde 3 farkli mont giydigim oluyor. Sabah cocuklari okula birakmaya giderken kislik palto, oglen disari cikarken daha ince ve kisa bir mont, ogleden sonra cocuklari almaya giderken pardesu. Dolabinda yazlik,kislik, baharlik her an kullanima hazir olmak zorunda. Insanlar gunese o kadar hasret ki azicik gunes gorseler benim hala bot giydigim havada parmak arali terlikle kendilerini sokaga atiyorlar. "O kadar para verip aldim yazlik sandaleti, gunesi gorur gormez giyeyim bari" kafasi olsa gerek :)

Burda insanlar da bir garip. Farkli ulkelerden ve iklimlerden geldikleri icin herhalde, ayni anda sokakta biri atki -bere- palto, digeri mini etek, sandalet giymis insanlari gorebiliyorsunuz. Hava resmen bizimle dalga geciyor, kafamizi karistirmak icin elinden geleni ardina koymuyor. Insanlar da ne yapsin !

Mesela yaz mevsimi dedigimiz sey burda reklam cekimi seti gibi, sadece birkac gun suruyor. Iki hafta once Ispanya'dan sicak hava dalgasi geldi aniden 30 dereceleri gorduk. Kosa kosa parklara gidip cayira cimene yayildik, tam "bu sene gec geldi ama sonunda yaz geldi" dedik ki gene soguk hava dalgasi! Bugun Mayis'in 3u ve hava sabah 3 derece! Disarda resim cekip "Ekim ayinda bir ogleden sonra" desem insanlar inanir, o derece!

Yapma Ingiliz iklimi! Ingilizi, gocmeni, herkes havadan sikayet ediyor.

Biz de insaniz, gunese, D vitaminine, isiya ihtiyacimiz var.. Azicik dagitiver bulutlari da icimizin bulutlari da dagilsin. Hayir bunun yasliligi, depresyonu,  kemik erimesi, kas zayifligi var sonra memleketin basina saglik gideri olarak dert olmayalim!!

27 Mart 2018 Salı

Bagzi(!) Turklerin bagzi(!) ozellikleri uzerine guzelleme..

** Bu yazi bolca genelleme ve bir kisim ofke icerir, polemik yaratmasi, damariniza basmasi muhtemeldir. Bu yazida anlatilan herkes tabii ki ve sukur ki ayni degildir..

kuyusunu kazmak ile ilgili görsel sonucu

Gecen hafta Ankara Anlasmasi ile ilgili degisikligi yazmistim, simdi de bu degisiklige burdaki Turk halkinin verdigi tepkiyi yazacagim.

Bir kisim Turk, bu degisiklikten etkilenip etkilenmedigine bakmaksizin, yeni duzenlemenin haksizlik oldugu konusunda birlesti ve aksiyon alma yoluna gitti.Ote yandan avukatlar konu uzerinde calismaya basladi, kimi su an kanunu didik didk inceleyip diger avukatlarla isbirligi yaparken kimi muvekkilleriyle bir hareket baslatti. Tum  bunlarin yaninda bir de petition (imza kampanyasi) basladi. Eger 10.000 kisi kampanyayi imzalarsa hukumet bir cevap vermek zorunda kalacak. Kampanyaya katilmak icin tek sart Ingiltere'de yasiyor olmak.

Bu kampanya bir Facebook grubunda duyuruldu. Bu grup Ingiltere'deki Turkler ile Ingiltere'ye goc etmeyi planlayan Turklerden olusuyor. Bu grupta cok fazla bilgi paylasiliyor, insanlar birbirinden yardim istiyor. Nerde misir unu bulurum sorusundan egitim sistemine kadar pek cok soru soruluyor,  tecrubeler paylasiliyor. Bu gruptaki 22.000 Turk uyenin 15.000i Ingiltere'de yasiyor. 15.000... On bes bin... ON BES BIN!!! Yani ihtiyac olan imza sayisinin %50 fazlasi. Peki su ana kadar toplanan imza kac? 3900!!!!

Bu imzalari verenlerin hepsi de Turk degil. Mesela benim bir Fransiz bir Macar arkadasimin imzaladigini biliyorum.

Bu durumda Nerdesin kalan 11.000? Niyetin, amacin ne? Londra'da nerden kefir bulurum sorusunu sorarken burdaydin da simdi is imza vermeye gelince nerdesin?!

Farkli platformlarda insanlar Turklerin kotu ozelliklerine degindikce kizip savunmaya gecerdim, bende bile savunacak mecal birakmadiniz Sayin 11.000!!

Ben buraya ilk tasinip is yapmaya basladigimda uzun yillardir burda olan bir Turk arkadasim "Turklerle is yapma, kazik yersin" dediginde cok bozulmus, inanmamistim. Ilk kazigi bir Turk musteriden yedim!!

Buraya tasinmak ve isimi baslatmak icin arastirma yaparken konustugum burda 20 yildir yasayan Turkler beni vazgecirmeye calismisti. Hatta birinin tezi suydu "Kucuk cocuklarin varmis, onlari aile buyuklerinden ayirmak yazik degil mi, Turkiye ne guzel ulke, ekonomisi buyuyor, egitim, saglik bedava. Gelme buraya, burasi hic iyi bi ulke degil, pahali,guvenliksiz,cocuklar dejenere, uyusturucu kullaniyor.." Ben adama "Abi madem bu kadar sikayet ediyorsun, senin de kucuk cocugun varmis, annen baban da Turkiye'deymis, sen neden Turkiye'de yasamiyorsun" deyince salak bir siritisla kem kum etmisti.

Sen gelmissin, yerlesmissin, benimle ne derdin var, neden beni baltalamaya calisiyorsun, birak deneyip kendi gozumle goreyim.

Birbirini baltalama, asagi cekme hali her millette var mi yoksa biz Turklere ozgu mu acaba?! Bir avukat ayni Fb grubundan duyuru yapip mahkemeye gitmek icin maksimum sayida insandan vekalet toplamaya calisiyor, baska bir hukukcu! cikmis "Vekalet istemek etik degil, yaptiginiz yanlis" deyip destek olmadigi gibi bir de kostek olmaya calisiyor. Peki kardesim madem oyle, cozum onerin ne? Yok! Neden ? Cunku cozum uretmek huyumuz degil. Biz anca negatiflik uretiriz, birbirimize celme takmaya calisiriz, emegiyle ekmegini kazanmaya calisanla dalga geceriz, iyi bir sey yapmaya calisana burun kivirir, "o olmaz" deriz. Kisa yoldan para kazanmaya calisiriz, emek vermeden bir seyleri elde etmek isteriz. Kendimiz gelip yerlesiriz, yerlesmek isteyene ulkeyi kotuleriz. "Ben cok zorluk cektim, o da ceksin" der yardim etmeyi reddederiz. Sonra da Avrupa bizi kiskaniyor! Yav he he! Avrupa senin neyini kiskansin? Cahil ve haset kafani mi, hicbir sey uretmeyip ureteni baltalamani mi?

Yazinin basinda da dedigim gibi cok sukur her Turk boyle degil ama sanki artik cogunluk Turk milleti zekidir, caliskandir diyen Ataturk'un Nutuk'undan degil Aziz Nesin'in Zubuk'unden firlamis gibi!

Kizginim evet!!