30 Ocak 2018 Salı

Gocmekten ogrendiklerim..

3rd anniversary ile ilgili görsel sonucu



Gecen hafta Istanbul'dan Londra'ya tasinmamizin ucuncu yilini idrak ettik Sevgili Okuyucu,

Burda uzun suredir yasayanlar, "Yillar goz acip kapayincaya kadar gececek, anlamayacaksiniz" dediginde "Yahu nasil olacak o is, anlamadan gecer mi?" diyorduk. Geciyormus. Kimi zaman yag gibi puruzsuz akarken kimi zaman diken gibi kanata acita geciyormus. Gecerken de cok sey ogretiyormus.  Misal, ben gocmekten 3 yilda  sunlari ogrendim:

- Gocmek, gocmemis bir insanin belki ancak uzun yillar sonunda edinebilecegi, belki de hic edinemeyecegi tecrubeleri cok kisa zamanda edinmeni sagliyormus.

- Gocmek sadece ulke degistirmek degilmis. Kafa yapini, hayata bakisini, karakterini, ruhunu degistiren, gelistiren bir yolculukmus.

- Gelecege yonelik plan yapmak cok da gerekli degilmis, o planlar degisebilirmis.
Demir yuvaya giderken endiselere gark olmustum. Ben kurumsal hayata donup maasimi inanmadigim bir egitim sisteminde ozel okullara mi vakfedecektim, kurumsala donmezsem cocuk devlet okuluna mi gidecekti, devlet okuluna giderse ne zaman, nasil yabanci dil ogrenecekti.. Bunlara endiselendigim gun, 5 yil sonra Demir'in Ingiltere'de yasayip Ingilizce'yi sular seller gibi konusacagini bilmiyordum tabi..

- Degistiremeyecegim seyleri kabul etmek icin caba sarf etmem lazimmis. Sen kabul etmeye dirensen de hayat sana bagirta aglata kabul ettirirmis. O yuzden degisimleri sakince karsilamak, hayati akisina birakmak lazimmis.

- Bulundugun kaba uyum saglamak guclu insanlara mahsus bir ozellikmis.

- Gocmek, sinirlarini, kapasiteni, ayakta kalma gucunu, becerilerini, yaraticiligini, kirilma noktalarini, sabrini, gucunu, sorun cozebilme yetenegini, bolunerek cogalma ve herseye yetisme becerini gormeni saglarmis. Bunlari gorup de kendini alkislamazsan, icinden cikan androidi takdir etmezsen "Yuh sana"ymis!

- Hayatindaki insanlari dogru konumlamak lazimmis. Uzakta olsa bile senin derdini,sikintini hisseden, elini ve varligini ustunden cekmeyen insanlari pamuklara sarip hayatinin en nadide yerine koyman lazimmis. "Acil durumda cami kiriniz" kutusunda sadece onlar varmis, digerleri traşmış :)

- Gocmek, sabir ve hosgoruyu gelistiriyormus. "Turkiye'de Arap harfleri kullaniliyor dimi?" diyene kafa atmadan sakince Ataturk'u ve devrimlerini anlatacak kivama getiriyormus.

-Kulturel olarak Ingilizlerden cok farkli oldugumuzu, iki kulturun iyi taraflarini sentezleyip kendince Turkinglish bir yol cizmek cok eglenceliymis.

- Gocmenlik yoluna ciktigin ekip cok onemliymis. Esin, cocuklarin, artik kiminle ciktiysan.. Seni dibe de batirirmis yuzeye de cikarirmis. Yola ciktigin ekip dogruysa, benim gibi her an sukredermissin, bu ekip olmasaydi basaramazdim dermissin.

-Insan denen varlik ozunde yalnizmis, o yalnizlikta en cok kendiyle basbasa kalirmis ve eger kendiyle bir derdi varsa onu cozmeden bu yalnizlikla bas etmek cok zormus.

- Cocuklarina verebilecegin en degerli hediye onlara yalnizliktan ve köksüzlükten korkmamayi ogretmekmis.


Peki butun bunlari ogrendin de uyguluyor musun derseniz,

"Durun yahu daha Level 3'teyim, gocmenlikte 20.yilim dolsun tekrar konusuruz :D"

16 Ocak 2018 Salı

Ah bu Ingiliz mufredati!!



Az sonra okuyacaginiz yazi yogun hiciv icerir, cok da şey etmeyin.. :)



Bu Ingiliz mufredati hakikaten cok enteresan. Cocuklari okula 4 yasinda baslatiyorsan bir suru sey ogretecek zamanin vardir degil mi?

Ben ilkokula 7 yasimda basladim, burdaki cocuklardan 3 sene geri kaldim, onlardan daha az sey mi biliyorum derken bir de baktim ki bunlar erken baslatiyor ama gerekli seyleri ogretmiyorlarmis.

Mesela ben 5.sinifta ayni anda bir arabayi Ankara'dan saatte 50km hizla, diger arabayi Istanbul'dan 75km hizla cikarip yolun kacinci kilometresinde karsilasacaklarini hesaplarken eszamanli actigim biri saatte 20 lt doldurup digeri saatte 48lt bosaltan musluklarin 300lt lik havuzu kacinci saatte doldurup arabalari yikayacak kadar suyu biriktirecegini hesaplayabiliyordum!!

Peki Demir 5.siniftayken ne yapiyordu? Okuldan gelen mektup soyle diyordu: "Bildiginiz gibi 3.siniftan beri cocuklari yuzmelerini gelistirmeleri icin havuza goturuyoruz. Mufredat geregi 5.sinifa giden butun cocuklarin yardimsiz 50m yi yuzmesi gerekiyor, yuzemeyen cocuklara bu yil ek ders verecegiz, yuzebilenleri goturmeyecegiz. Sizin cocugunuz yuzdugu icin kendisini tebrik ederiz"

Kardesim boyle mufredat mi olur, yuzme bilmek neymis, hayir yani adada yasiyorsunuz diye hava mi atiyorsunuz, bizim de ulkemizin 3 tarafi denizlerle kapli, bak bize hic oyle seyler ogretiyorlar mi? Biz havuzu yuzmek icin degil 2 hain musluk tarafindan ayni anda dolup bosalmasi icin kullaniriz!

Bu sene okuldan bir yazi daha geldi, yine mufredat geregi yolda bisiklete binmeyi ogrenmeleri gerekiyormus! Tovbe tovbeee.. Yahu ne bisiklete binmesi, cocugun dimagi acik, tam iki bilinmeyenli denklemi cozecek yasta, sen onu haytaliga, sokaga, bisiklete sevk ediyorsun. Hadi erkek cocuk bindi diyelim, kiz cocugu niye bindiriyorsun? Daha 18 Aralik'ta Hurriyet gazetesinin haberinde Zonguldak'ta bir belediye iscisinin bisiklete binen kadinlara "bizi tahrik ediyorsunuz"diyerek saldirdigi haberi vardi. Amacin ne Ingiliz mufredati!

Demir'in sinifinda, birkac haftada bir, ogretmen cocuklara dunyadan derlenmis haberleri izletiyor. Gecen gun okula bir gittim ekranda Trump ve Kim Jong-Un lu bir haber. Demir'e sordum bu ne diye. "Ya Amerika ve Kuzey Kore birbiriyle nukleer silah atismasi yapiyor, biri benimki buyuk diyor, digeri benimki daha buyuk diyor, ne sacma davraniyorlar dimi anne?" dedi. Ne diyecegim ben simdi cocuga, "bunlar buyuklerin isi, sen ezberini yap cocuuum" mu?!

Okuma yazma ogretmeleri de bi acayip zaten. Demir Turkiye'de okuma yazma ogrenirken sesleri ogrenerek baslamisti, okulda ezberleyip eve gelip a a,ci ci, sss diye sayiyordu. 4 yasindaki Cinar da sesleri ogreniyor ama her sesin asagidaki gibi bir sarkisi ve hareketi var, her sesi sarkilari ve hareketleriyle ogreniyor. Sadece hareketi yapinca hangi ses oldugunu anlayip yaziyor.






Boyle mufredat mi olur, okul eglence yeri degil, ilim irfan yuvasi! Bu yasta cocuklarin sarkiyla,  gundemle ne isi var, hatmetsin heceleri,sesleri, cozsun matematikte integrali turevi, yapsin tarih dersinde ezberini, bir nefeste saysin butuuuunnnn anlasmalarin tarihini, taraflarini, kosullarini, sonuclarini, abad olsun!

Okuldan eve mutlu gelen, her gun okula istekle giden ve de su ifadeyi takinmayan cocugu da bana iyi egitim aliyor diye yutturamazsiniz!!


studying child ile ilgili görsel sonucu


4 Ocak 2018 Perşembe

11 yasindaki cocuga Turkiye tatilinin aslinda bir illuzyon oldugu nasil anlatilir?

Iki haftalik Christmas tatilini Turkiye'de gecirdik. Bol ziyaretli, bol yemeli, bol gezmeli, sifir yasakli, kural cignemeli iki hafta cocuklar icin ruya gibiydi tabi. Bana yapilan "tamam artik, bari burda iki haftacik karisma" mimikleri esliginde istedikleri her yere gidildi (gunubirlik Anitkabir'e bile), istedikleri her sey alindi, istedikleri kadar ekran sureleri oldu, istediklerini yiyip ictiler. Hep ozgurluk tam ozgurluk cok tatli geldi cocuklara.

Donus zamani gelince Demir cok duygusallasti ve bu sefer cok zorlandi. Turkiye'den cikistaki polis kuyrugunda beklerken anneanne, babaanne, dede ve dayiya donup donup bakmak, herkesi aglamakli gormek iyice zorladi ve sonunda o da birakti kendini. Dondugumuz aksami aglamakla ve "anne keske donmeseydik, Turkiye'deki ailemi ve hayati cok ozluyorum" isyaniyla gecti.

Evet cok hakli, hepimiz ayrilik kisminda cok zorlaniyoruz. Cocuklar etkilenmesin diye biz daha dik durmaya calisip uzuldugumuzu onlara caktirmamaya calisiyoruz, ote yandan biz duruma, Turkiye'nin gidisatina, orasi ile buranin arti ve eksilerine yogunlasip gidisimizi mantiksallastirabiliyoruz.

11 yasinda bir cocuktan bu durumu mantiksallastirmasini bekleyemem tabi. Elimden geldigince acikliyorum, "uzulmen cok normal, hepimiz uzuluyoruz, orasi bizim ulkemiz, istedigimiz zaman donebiliriz, sadece su an icin boylesinin daha dogru oldugunu dusunuyoruz, o yuzden de boyle bir secim yaptik" diyorum.

Ona Turkiye'de yasadigi surenin bir illuzyon oldugunu, kisa sureligine orda oldugu icin her istediginin oldugunu anlatamiyorum. Her gun degisen bir egitim sistemine dahil olmadigi, mutsuz ve gergin bir topluluk icinde yasamak zorunda kalmadigi icin sansli oldugunu da anlatamiyorum. Turkiye'nin mevcut durumu ile ilgili fazla yorum yapip kafasini karistirmak ve Turkiye'den sogumasina sebep olmak istemiyorum. Turkiye'de yasarsak her istediginin olmayacagini cunku annenin komutayi ele alacagini ve kurallari uygulayacagini, cilgin bir okul-odev-sinav kosturmasina girecegini, her zaman tatil modunda olamayacagini, biz kisa sure ordayiz diye bizimle gorusmeyi takvimlerine sigdiran arkadaslarimizla devamli Turkiye'de yasasak belki daha seyrek gorusebilecegimizi onu tedirgin etmeden anlatmaya calisiyorum. Yine de "bana sarilir misin anne, kendimi cok yalniz hissediyorum" cumlesini duyunca kalbim, midem, bogazim.. hepsi birer ates topuna donusuyor.

Hala nasil anlatacagimi, onu nasil rahatlatacagimi bilmiyorum. Tek yapmaya calistigim ona yalnizliktan korkmamayi ve su gibi olup icinde bulundugu tasa uyum saglamayi ogretmeye calismak..Ogretmek icin once benim iyice ogrenmem lazim sanki ;)

19 Aralık 2017 Salı

Bu pipiyi kestirsek de mi saklasak, kestirmesek de mi saklasak?!

Kemal Özkan hayatını kaybetti! Özal'ın sünnetçisi artık yok



Facebook'ta dahil oldugum, dunyanin farkli yerlerinde yasayan, egitim ve zeka seviyesi yuksek annelerden olusan bir grup var. Farkli bir cok konuda gorus alisverisi ve tecrube paylasiminda bulunuyoruz. Konular cok cesitli, gidilen ulkeye adapte olmaktan, o ulkenin adetlerine, cocuk hasta oldugunda kullanilabilecek ilaclardan Turkiye'de en cok neleri ozledigimize kadar pek cok konuda konusuyoruz ve cogunlukla da bir care veya cikis yolu buluyoruz. Lakin cozemedigimiz ve birkac haftada bir gundeme gelen bir konu var : SUNNET

"Yaptiralim mi yaptirmayalim mi, gerekli mi degil mi, gerekliyse neden gerekli, gereksizse neden yaptiriliyor, insan haklarina aykiri mi, cocugun rizasi olmadan kestirmek dogru mu?" sorular yumagina hala tatminkar bir cevap bulamadik.

Iki cocugunu da  dogar dogmaz sunnet ettirmis bir anne olarak tek derdim cocuklarimin akli ermeden ve travma yasamadan bu durumu atlatmalariydi. Hatta o donem "bebegi sunnet ettirmek ilerde bir soruna yol acarsa seni sorumlu tutarim" diyen esimle de az mucadele etmemistim.

Sunnetle ilgili tokadi iki cocugum da sunnet olduktan sonra bir arkadasimdan yedim ve her halti sorgulayan ben, sunneti sorgulamadigimi fark ettim. Beni sunnetle ilgili uyandiran arkadasim sunu soylemisti :"Dini acidan dusunup yaptiriyorsan adi ustunde, sunnet, farz degil,peygamberinkine benzesin diye yapiliyor (kim gormus ve bu zamana kadar ulastirmissa artik o bilgiyi!) Saglik acisindan yaptiriyorsan cocugun enfeksiyon kapacagini bilmeden yaptiriyorsun, bir gun hasta olursa diye dogar dogmaz bademciklerini aldirmakla ayni sey. Ayrica Allah vucudu bu kadar kusursuz yaratmis da bir tek pipiyi mi yapamamis ki biz sonradan mudahale ediyoruz."
Ben bunun ustune sorgulamaya basladigimda artik cok gecti, bizimkilerin pipisinin yarisi zaten gitmisti!

Turk toplumunda yasayan bir erkek cocugun sunnet olmama ihtimali dusuk, bunun sebebi de koru korune inanip sorgulamama ve mahalle baskisi sanki. Ya da toplum olarak zevk aliyoruz bu durumdan. (Benimkini kesmislerdi, bununkini de kessinler nihahaha! )

Turk toplumunun vagecilmezlerinden biri sunnet / pipi sakalari degil midir? Artan parcayi pilava katin! (Bence senin beynini pilava katalim mercimek olarak, daha besleyici olur!)

Sunnet olunca artik "erkek oldun" denmez mi? (Evet dune kadar pipili bir kizdim bugun erkek oldum dimi!)

Gec yasta sunnet ettirilen cocuklar alay konusu olmaz mi? (Sana artik balta ya da elektrikli testere lazim!) Bu sakayi yapan guzel kardesim bence o balta sana lazim zira burdan bakinca baya budakli bir kutuk gibi gorunuyorsun!


Ilkokulda sinifimda cok yaramaz ve hepimizi doven bir cocuk vardi, baya agir abiydi ve hepimiz tirsardik cocuktan. 5.siniftayken sunnet kiyafetiyle geldi okula, meger daha "erkek" olmamis. Cocugun karizmasi o gun oyle bir yerle bir oldu ki bu yasinda hala toparlanmamis olabilir.

Yahu Kemal Ozkan diye bir celebrity vardi biz cocukken, ona kestirmek lazimdi, butun unluler cocuklarininkini ona kestiriyordu! Sunnet o kadar onemliydi ki sunnetciyi gazetede basbakandan cok gorurduk!

Peki yurtdisinda yasayan cocuklar icin de mahalle baskisi var mi? Evet olabiliyor cunku cocuklar zalim. 2 sene once Demir okuldan aglamakli geldi, arkadasi demis ki "Sen Muslumansin, sunnetlisin dimi?" Bizimki de evet demis. Cocuk da ona "Senin pipinin yarisi yok, senin cocugun olmayacak" demis, Demir de inanmis. Gel de anlat simdi. "Oglum senin tanidigin butun erkekler sunnetli, baban, dedelerin, amcan,dayin.. Hepsinin cocugu var, sunnetin cocuk sahibi olmakla ne ilgisi var" icerikli uzuuuun bir konusmadan sonra ikna oldu cocukcagiz. Hala ara ara "benim cocugum olacak dimi anne?" diye soruyor.

Butun bunlardan sonra bir kez daha anladim ki paha bicilmez seymis bu pipi. Ergen erkekler birbiriyle yaristirinca cok salakca bulurdum ama haklilarmis demek. Birak erkekleri kadinlari bile bagliyormus bu pipi meselesi. Turkiye'de de yurtdisinda da yasasan bir sekilde konu oluyormus, anneler gunlerce bunu tartisip kendilerince dogru yolu bulmaya calisiyormus, kendilerinde olmayan birsey hakkinda konusuyor, dusunuyor, arastiriyormus.

Ne diyeyim Allah pipilere zeval vermesin :)



12 Aralık 2017 Salı

Bir Turk Mahallesi olarak Richmond

Simdi bu konu ve baslik ne alaka derseniz, gecen Cuma oglen saati 5 farkli grubun Londra'nin hiiic turistik olmayan bolgesi Richmond'da Turkce konustugunu duyunca bunu yazmam gerektigini dusundum.

Biz Londra'ya tasindigimizda hangi bolge iyidir, nerde yasanir hicbir fikrimiz yoktu.Ilk birkac hafta once Ayhan, ben, 2 cocuk sonra Ayhan ve cocuklar hasta olunca sadece ben olarak devam eden cilgin ev arama surecimizde Londra'nin nerdeyse tum bolgelerini gezdim, tum belediyelerine gittim. 
Iyi okul, sakin muhit, guvenli bolge beklentilerini bir araya koyunca ev bulmak zor oldu. Iyi okul olan bolgede hirsizlik orani yuksek cikti, guvenli bolge bize hareketli geldi, sakin muhit dedikleri yerler toplu tasimaya bile 20 dakika uzaklikta cikti. Basarisiz gecen ev arama seanslarindan sonra bir arkadasimiz simdi yasadigimiz Richmond bolgesini soyledi de biz kafamizi bir catinin altina sokabildik.

Biz buraya 3 yil once tasindigimizda sadece Oxford Str, Piccadilly, Camden gibi turistik bolgelerde Turkce konusuldugunu duyuyorduk, tabi bir de kuzeyde Turklerin yerlesik oldugu bolgelerde. Evimiz civarinda hic Turkce konusuldugunu duymazken Richmond'in merkezinde kirk yilda bir  duyuyorduk. Bu bolgeye yillar once gelmis Turkler var ancak cok fazla degildi.

Ozellikle son zamanlarda Londra'ya gocen iyi egitimli ve standardi belli bir seviyenin ustunde olan Turkler Richmond'i kesfetti. Iki hafta once konustugum emlakci "Neden bu kadar cok Turk geliyor, gecen ay 15 Turk aileye ev buldum" dedi. "Bunu bana degil ulkenin gidisatina soracaksin" diyemedim :(

Artik parkta, markette Turkce konusuldugunu daha cok duyar oldum. Cocuklari parka goturdugumde Turk bir aileye rastlamam artik cok olasi. 3 yil once Demir okulundaki ilk ve tek Turk cocukken su anda okulunda farkli siniflarda 9 tane Turk cocuk var. Ogretmenleri Ingilizce bilmeyen cocuklar icin Demir'den yardim istediklerinde bizimki pek gururlaniyor. Hem okulun en buyugu hem Turk, ister istemez kol kanat germe moduna giriyor, bu da benim cok hosuma gidiyor. Gecen gun bana soyle dedi: "Anne, 3.sinifa Kuzey adinda bir Turk cocuk geldi, annesini gordum, bence cok tatli insanlar, sen de annesiyle tanis" :) 

Son zamanlarda gelen Turkler bizden daha sansli cunku bolge aramakla ugrasmiyorlar, Richmond'in adi Turkler arasinda duyuldugu icin dogrudan bu bolgeye gelip ev aramaya basliyorlar. Bu gidisle biz Turkler olarak Richmond'i Kadikoy Belediyesi'nin bir mahallesi haline getirecegiz :))

9 Ekim 2017 Pazartesi

Milliyetcilestiremediklerimizden misiniz?

Kahramanimiz yepyeni bir ikilemde savruluyordu Sayin Seyirciler...

Bu cocugu milliyetciliklendirip mi saklamaliydik milliyetciliklendirmeyip mi saklasaydik...

Demir su an 6.sinifta ve bu yilin konulari 1.ve 2. Dunya Savaslari.. Itilaf devletleri, muttefikler, savas neden cikmis, kim katilmis vs ogrenmeye basladi. Sorun su ki ne kadar objektif ogrendigini anlayamiyorum. Bir kac soru soruyorum, onlara da yarim yamalak cevap veriyor. Bir yandan cocugun kafasini karistirmak istemiyorum, ote yandan milliyetci damarim cok fena kabariyor.
Gecen gun gelmis bana Churchill'in ne kadar basarili oldugunu, bir suru ulkeyi yendigini anlatiyordu ki icimdeki canavar uyandi ve dedi ki "o Churchill var ya, bir tek Ataturk'u yenemedi naaabeeeerrrr" "Turkleri savasta yenmek mumkun degil, onlari ancak anlasma sirasinda masada yenersiniz" dedigini de soyledim.

Iki gun once de 2.Dunya Savasi ile ilgili bir film seyretmem gerek, beraber seyredelim mi dedi. Benim milliyetci gene uyandi ve dedi ki "Seyredelim tabi, yalniz bundan sonra Ingiltere tarihiyle ilgili seyrettigin her seyin karsiliginda bir tane de Kurtulus Savasi ile ilgili belgesel seyredeceksin".

Filmi bulamadik, Dumlupinar Savasi ile ilgili bir belgesel actik. O sirada fark ettim ki bizim belgesellerde direk saldiri var. Belgeselin anlaticisi profesor "Ingiliz emperyalizminin acgozlu usaklari" diye basladi. Yahu ben bunu cocuga seyrettirecegim, daha sakin bir dil, hakaretsiz, saldirisiz bir uslup kullansaydiniz keske.

Yabanci belgeselleri izledigimde boyle birseye tanik olmuyorum mesela. Gecenlerde Vietnam ile ilgili bir belgesel izledik, konusanlar da 80-90 sene eziyet cekmis Vietnamlilar, isteseler gayet hakaret icerikli konusabilecekken cok efendi bir sekilde sadece olaylari anlattilar.

Sen Osmanli torunusunnn, senin sanli tarihinnnn, heeeyyyyttt, ceddin deden neslin baban modunda degilim ancak Ataturk bizim ailemiz icin cok onemli. Cocuklarimin ikisi de Ataturk sevgisiyle buyuyor, Cinar daha 3.5 yasindayken Turkce sarki soyle deyince Izmir Marsi soyluyordu. Her 10 Kasim, 23 Nisan, 29 Ekim, 18 Mart'ta Ataturk, devrimleri, basarilari, onun sayesinde cumhuriyetin kuruldugu konularini konusuruz. Her 10 Kasim'da nerde olursak olalim saygi durusunda bulunuruz ve cok huzunlu geciririz o gunu. Buraya ilk geldigimiz yilin 10 Kasim'inda Demir "anne sirenleri burdan duyabilecek miyiz" diye sormustu.

Bu milliyetcilik konusunda ve cocuklari nasil yonlendirmemiz gerektigi konusunda kafam cok karisik.

Okulda cok seker Avustralyali bir veli var. Bir samimiyetimiz yok ama cok pozitif ve duzgun bir kadin. Gecen sene okulda Anzac gununde kurabiye yapmis dagitiyordu, bu bizim patriotic (vatansever) gunumuz dedi birisine. Bu konusma oldugunda biraz uzaklarindaydim ve icimden su gecti "sen kalk dunyanin obur tarafindan benim ulkemi isgale gel, simdi sehit verdim diye uzul". Cok sinirlendim, gidip bunu suratina soyleyesim geldi ama tuttum kendimi. Sonra biraz sakinlesip dusununce aslinda onun askerleri durduk yere gelmedi, biz de Osmanli devleti olarak o savasta taraf olmustuk ve Avustralyalilar karsi tarafin askeriydi. Savas kosullarinda o askerlere git savas dendi, onlar da geldi diye biraz daha objektif bakabildim. 100 yil onceki savas yuzunden Avustralya vatandasina ofke duydugum icin de biraz utandim dogrusu..

Her donemi kendi dinamikleri icinde degerlendirmem gerektigini ben bu yasimda yeni anliyorsam bunu cocuguma nasil anlatacagim ben? Ve duygudan arindirilmis hangi kaynaklari kullanacagim?

Evet Turkuz, gayet milliyetciyiz ama bize ders kitaplarinda pompalandigi gibi ustun, herkesin kiskandigi niteliklere sahip ya da super ozellikli degiliz sanki. Bunu kabul edip her milletten insana saygi  duysak hayat daha mi kolay olur acaba..

2 Ekim 2017 Pazartesi

Ingiltere'de cenaze

Hayalimdeki cenazeyi buldum Ey Ahali :)

Ingiliz bir arkadasimizin annesi vefat etti, biz de cenazesine gittik.

Cenazeden once arkadasimiz ozellikle siyah renk giymememizi rica etti. Sebebini sordugumuzda da:" Biz annemin yasamis olmasini kutluyoruz, o da yas tutmamizi degil, onu guzel anmamizi isterdi, bu bir KUTLAMA oldugu icin parlak renkler giymenizi istiyorum!"

Iste bu tam benim kafa. Cenazeme gelip aglayip perisan olmayin kardesim. Benimle yasadiginiz keyifli, eglenceli seyleri hatirlayin. Kiyafet olarak kesinlikle pembe birsey giymenizi isterim mesela. Erkekler pembe kravat takabilir :)

Gomulmekten cok yakilma fikrine daha yakinim ben.Yakilma fikri ilk aklima geldiginde Ayhan'a "Beni yaktir sonra da bir vazo icinde salona koy, benden sonra evlenirsen de yeni karin cocuklarima kotu davranirsa kullerimden dogarim karini paralarim" demistim. Ayhan "Evlenmek mi? Bir kere evlendim, boyumun olcusunu aldim, bir daha hayatta evlenmem" deyince kullerimi denize dokmesine razi oldum :) (Gerci  astrofizikci Neil DeGrasse Tyson "yakilmak degil gomulmek istiyorum cunku yakilirsam dunyaya kattigim enerji sicaklik olarak bosa gidecek ama gomulursem doga icinde geri donusume katkida bulunacagim" dediginden beri kafam karisik, Ayhan da yeniden evlenmeyecegine gore gomulsem mi acaba :P)

Burda bizdeki gibi olen hemen defnedilmiyor ki bence tek kotu tarafi bu. Arkadasimiz bos tarih bulamadigi icin cenaze toreni vefattan 20 gun sonra oldu. Bu surede toren icin hazirliklar yapilmis.

Burda cenaze isleri yapan sirketler var, cogu da kusaktan kusaga bu isi yapan firmalar. (Merhaba, ne is yapiyorsunuz? 3 kusak cenazeciyim!!) Her bolgede en az bir tane "cenazeci" var, bizim ana caddede 2 tane var mesela. Vitrininde mezar tasi, cicek, davetiye ornekleri ve bir poster var: Oldukten sonra ailenize yuk olmayin, gelin cenazenizi simdiden planlayalim, odemenizi taksit taksit yapin ! :) Ingilizlerin her seyi onceden planladigini soylemis miydim?!

Funeralzone adinda bir internet sitesinde cenazenin nerde olacagi, isteyenlerin nereye bagis yapabilecegi bilgisi ile  fotograf paylasma, yorum yazma ve mum yakma secenekleri var.
Bassagligi dilemek isteyenler bu sayfadan mesaj gonderebiliyor. Bizdeki "basiniz sagolsun, Allah rahmet eylesin, nur icinde yatsin "a denk gelecek "thinking of you, with deepest sympathy to you, sincere condolences" gibi mesajlar yazmis insanlar.

Isteyen bagis yapiyor, cenaze sahipleri olen kisinin hastaligi suresince yattigi hastaneye bagis yapilmasini istediler, toplamda 1400 GBP bagis toplandi. (Cenazeye cicek / celenk gondermekten iyidir, cope gidecegine hayra gitsin o para)

Cenaze krematoryumda oldu. Herkes guzel guzel "parlak renklerde" giyinip gelmis. Cunku sitede de belirtildigi gibi bu bir kutlama..

Gayet hos, ustu ciceklerle suslenmis hasir bir tabut cenaze alanina getirildi.(Filmlerdeki gibi tabut acik degildi neyse ki, zira o kismi beni biraz bozabilir)

Insanlar salona girerken cenaze programi dagitildi ve herkes fazla dini oge icermeyen bir salondaki banklarda yerini aldi.

Iceri girerken Chicago'dan If you leave me now sarkisi caliyordu. (Cenazede sarki mi, tovbe tovbe :P)

Once cenaze hizmetlerinden biri acilis konusmasi yapti, ardindan bir arkadasi birkac anisini anlatti. Kizi annesinin sevdigi bir siiri okudu, oglu cok guzel bir konusma yapti, bir arkadasi baska bir siir okudu, Madame Butterfly'dan bir bolum calindi, esi bir konusma yapti, sevdigi bir sarki daha calindi ve kapanis konusmasinin ardindan herkes tabutun onunden gecip veda ederek disari cikti. Insanlar sadece bu kisimda biraz gozyasi doktu.

Biz salondan cikarken de Happy sarkisi caliyordu!! (Valla carpilicaz)




Yapilan tum konusmalar olen kisiyle ilgili keyifli, esprili anilar iceriyordu, sanirim bu yuzden yas havasindan ziyade o kisinin anilmasi ve yasamis olmasinin kutlanmasi hissi daha hakimdi. Insanlar aglamaktan cok gulduler toren boyunca..

Daha once de bu Ingilizlerin her vesileyi kutlama araci olarak kullandigini yazmistim. Olaylara bakisimiz farkli. Bugune kadar olen kisinin yasamis olmasini kutlamayi, buna sukretmeyi aklimdan gecirmemistim. Bu yaklasimi cok sevdim.

Kendi cenazeme dair hayalini kurdugum tek sey oyle duaydi mevluttu insanlarin bir araya gelip aglamasiydi vs. yerine herkesin toplanip kadeh kaldirip "ulan baya deli ve eglenceli kadindi ha" demesiydi . Bu cenazeyi gorunce hedefimi yukselttim. Giyilecek renge karar verdim, konusma yapacaklari secmeye basladim (Ipegim anladin sen onu :)) , simdi sira sarkilari ve bagis yapilacak kurumu secmeye kaldi :) Bundan 90 yil kadar sonra gorursunuz :D